Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Su Katresi – Muhammed İkbal

 Su Katresi – Muhammed İkbal Ben yepyeni bir mana bulmak davasındayım. Söylenmişleri tekrar edersem hakkın vardır. Bir buluttan bir katre su damladı. Baktı ki deniz uçsuz, bucaksız; utandı. "Deniz olan yerde ben kim oluyorum? Eğer o varsa ben yokum" dedi. Lakin denizden bir ses, şöyle köpürdü, dedi: "Böyle değersizken, fakirlikten utanma; ne geceler bir bulut omzunda, güneş ışığına karşı parıl parıl yanmışsın. Vadilerde susamışlarla hemdem olmuşsun.  Bahçelerde göğsünü parçalayan aşıklar, seni kendilerine dert ortağı bilmişler. Bazen de bir asmanın içinde bir zamanlar takatin tak olmuştur. Bazen topraklarda sürünüp durmuşsundur. Sen benim koşup giden dalgalarımdan doğdun. Benden doğan sen, yine benim kucağıma düştün. Haydi göğsümde dinlen, aynamın sinesinde mücevher gibi parla. İnci ol, ummanın kucağında gel yaşa. Aylardan, yıldızlardan daha parlak, sen yaşa!

Irmak – Muhammed İkbal

Irmak – Muhammed İkbal Baş şu güzel ırmağa sarhoş sarhoş akıyor. Çayır çemen yanında bir samanyolu gibi. Bulutun beşiğinde nazlı nazlı uyurken, dağların kucağında sevgi gözünü açtı. Salınarak akışı ufak ufak taşlardan nağmeler yaratıyor. Yüzü bir ayna gibi duru, temiz, ırmağın. Ucu yok bucağı yok ummana sarhoş akıp gidiyor ırmak. Yalnız kendini tanır, her şeye yabancıdır böylece akar gider. Bahar onun yolunda peri masallarının köşkleri gibi güzel; neler neler yarattı. Yollara nergis, lale, beyaz güller döşedi. Gül, çapkın işvelerle onu çağırıp dedi: ‘Yanımıza gel biraz, dur biraz konuşalım!’ Goncalar gülümsedi; daha ileri gidip eteğinden de çekti. Bu yeşiller giyinmiş cilveli dilberlerin birine aldırmadı. Ovalar aşıp geçti, dağlar, kemerler yırttı. Ucu yok bucağı yok ummana sarhoş akıp gidiyor ırmak.  Yalnız kendini tanır, her şeye yabancıdır böylece akar gider. Çöllerin, vadilerin, dağların bahçelerin dereleri ona şöyle dediler: ‘Sen yatağını bulmuşsun, çağlayıp akıyorsu...

Muhammed'in Nağmesi Goethe

Hz. Muhammed'in Nağmesi / Goethe Bakın, kaynak nasıl fışkırmakta Kayalardan neşe ile Nurlu yıldızlar gibi pırıl pırıl! Bulutlar üzerinden melekler Onun gençliğini beslerdi Fundalıklardaki kayalar arasında. Taptaze, gencecik Raks ederek bulutlardan Mermer kaynaklara iner, Tekrar yükselir sevinç Nağmeleriyle semaya. Dağ geçitlerinde, o Kovalıyor rengârenk çakılları, Koparıp sürüklüyor genç önder Kardeş kaynakları da birlikte. Çiçekler açıyor aşağı vadide Yeşeriyor çimenler adım attığı her yerde Nefesinden. Onu yolundan alıkoyamıyor hiçbir Karanlık vadi, hiçbir çiçek Aşk dolu gözlerle onu süzerek Dizlerini sarıp tutamaz Düzlüğe gidiyor kıvrılarak akışı. Karışıp birleşerek Dost oluyor dereler. İniyor şimdi ovaya Gümüş pırıltılarla, Ovalar onunla ihtişama bürünür. Ovalardan ırmaklar, Dağlardan dereler Sevinçle sesleniyor ona: Kardeş, Kardeş, kardeşlerini de al, Beraber ezelî atana götür, Açılmış kollarıyla Bizi bekleyen Ebedî okyanusa. Eyvah,...

dostum, göründüğüm gibi değilim...

Dostum, göründüğüm gibi değilim… Dostum, göründüğüm gibi değilim… "Siz çoksunuz, oysa ben tekim. Bana dilediğinizi söyleyin ve yapın. Dişi koyun gecenin karanlığında kurtların avı olabilir... Fakat kanı, vadinin taşlarında tan ağarıp da güneş yükselene değin duracak !"  Dostum, göründüğüm gibi değilim. Görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. Senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. Benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez. Ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. ‘Rüzgar doğuya esiyor’ dediğin zaman ‘evet, doğuya esiyor’ derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem. Denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. Bırak deniz...

Hatırı Sayılır Sözler

Hatırı sayılır sözler   Aşk ruhların çeşitli yaratıkların arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi demektir. İbnihazm * Gemisini kurtardığı için kaptan olmayı hak ettiğini düşünen kişiler bireyciliği göklere çıkardılar. Bunu yapmış olmakla da tarihteki en hastalıklı adlandırmayı gerçekleştirdiler. İsmet Özel * Açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez onları alışmış oldukları tokluk öldürür İbni Haldun * Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. Goethe * Düşünce özgürlüğünün olmaması, insanların düşüncelerini söyleyememesi değildir. Düşünce özgürlüğünün olmaması insanların düşünememesidir. Jean-Paul Sartre * Yaratan'ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi beni çileden çıkarıyor. Oliver Wendell Holmes * Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır... Mayakovsky * Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar! / İnsan,  âl...

Okunası Gereken Günlükler

Bir yazarın anlaşılması onun eserlerinden önce onun içindeki çıkmayan duygularında saklıdır. onun için bir yazarın eserini okumadan onun kendini dilinden,kendi duygularından(kendine gizlediklerinden) okumak ve anlamak gerekir. Ağlarım, ağlatamam hissederim, söyleyemem dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.                                                                                                               Mehmet AKİF Bir yer var biliyorum; Herş...