Irmak – Muhammed İkbal
Baş şu güzel ırmağa sarhoş sarhoş akıyor. Çayır çemen yanında bir samanyolu gibi. Bulutun beşiğinde nazlı nazlı uyurken, dağların kucağında sevgi gözünü açtı. Salınarak akışı ufak ufak taşlardan nağmeler yaratıyor. Yüzü bir ayna gibi duru, temiz, ırmağın.Ucu yok bucağı yok ummana sarhoş akıp gidiyor ırmak. Yalnız kendini tanır, her şeye yabancıdır böylece akar gider.
Bahar onun yolunda peri masallarının köşkleri gibi güzel; neler neler yarattı. Yollara nergis, lale, beyaz güller döşedi. Gül, çapkın işvelerle onu çağırıp dedi: ‘Yanımıza gel biraz, dur biraz konuşalım!’ Goncalar gülümsedi; daha ileri gidip eteğinden de çekti. Bu yeşiller giyinmiş cilveli dilberlerin birine aldırmadı. Ovalar aşıp geçti, dağlar, kemerler yırttı.
Ucu yok bucağı yok ummana sarhoş akıp gidiyor ırmak.
Yalnız kendini tanır, her şeye yabancıdır böylece akar gider.
Çöllerin, vadilerin, dağların bahçelerin dereleri ona şöyle dediler: ‘Sen yatağını bulmuşsun, çağlayıp akıyorsun; biz pek darda kalmışız. Bizi bu çöllerdeki kumların ezasından kurtar, ne olur ırmak!’ O, Şarktan Garptan esen rüzgara göğüs germiş, acz içinde inleyen yol arkadaşlarını sinesine alarak, Ucu yok bucağı yok ummana sarhoş akıp gidiyor ırmak. Yalnız kendini tanır, her şeye yabancıdır böylece akar gider.Yüz binlerce en büyük, en parlak incileri denize sürüklüyor.
Coşkun bir deniz gibi herşeyi yıktı geçti;
vadilerin, dağların dar çevresinden aştı.
Önüne geçilmeyen bir sel gibi, kudurup her yeri dümdüz etti.
Bu padişah sarayı, bu kale, bu çemendir, demedi; aştı geçti. Her an yeni peşinde delileri gibi koştu; eskiye attı geçti.
Ucu yok bucağı yok ummana sarhoş akıp gidiyor ırmak. Yalnız kendini tanır, her şeye yabancıdır böylece akıp gider.Bahar onun yolunda peri masallarının köşkleri gibi güzel; neler neler yarattı. Yollara nergis, lale, beyaz güller döşedi. Gül, çapkın işvelerle onu çağırıp dedi: ‘Yanımıza gel biraz, dur biraz konuşalım!’ Goncalar gülümsedi; daha ileri gidip eteğinden de çekti. Bu yeşiller giyinmiş cilveli dilberlerin birine aldırmadı. Ovalar aşıp geçti, dağlar, kemerler yırttı.
Yorumlar
Yorum Gönder