Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Siyah bayram, kara leke! / Yusuf Kaplan

Siyah bayram, kara leke! Tek bir mümini bile rencide edebileceği korkusuyla İslâmcılık yazılarını bayramda yazmaMaya karar vermiştim. Ama gece 02.00'de, Zaman gazetesinin bayramın birinci günkü nüshasını internetten gözden geçirip, İslâmcılık'la ilgili milyonlarca müslümanı rencide edecek, kalbini kıracak, boynunu bükecek 3-4 yazı okudum ve ağzımın tadı fena halde kaçtı... Bayramın birinci gününde, ortada fol yok, yumurta yokken, Müslümanları rencide edecek meşum bir işe Müslümanlar nasıl imza atabilirler havsalam almıyor! Gayretullah'a dokunacak işler bunlar! Böyle bir günde, masum, suçsuz, kimsesiz Müslümanların dünyasını nasıl karartır, âh'larını nasıl alabiliriz! Fesübhanallah! *** Mümtazer Türköne, şu bayram gününde, -özür dilerim ama- gerçekten feraset ve basiret yoksunu bir yazı kaleme almış: "Kökü Dışarıda Bir İdeoloji" başlıklı ürpertici bir yazı yazmış. Bilal Sambur'un "İslâm, İslamizmden Ayrılmalı" yazısının da ondan geri kal...

Tartışma bitti, defter yeniden açılıyor / Ali Bulaç

Denir ki "medya çağı"nda önemi ne olursa olsun, bir konu 23 günden fazla gündemde kalmaz, yaklaşık üç haftadan sonra ilgi azalır. İslamcılık Ramazan boyunca (dört hafta) gündemde kaldı. Tartışmaya değerli entelektüeller, köşe yazarları, akademisyenler katıldı, her geçen gün biraz daha tartışma genişledi. Hamdolsun, her Ramazan'da yapılmak istendiği gibi "Nasıl oruç tutulmaz?" diyebileceğimiz şeytani tuzaklara, insanların içine kuşku, vesvese, şüphe düşürmek isteyen hannaslara kimse iltifat etmedi, faydalı bir konuyu konuştuk. Ufuk Yayınları bu tartışmayı kitaplaştırıyor, inşallah ben de gelen eleştirilere yeri geldikçe cevap vermeye çalışacağım. "Müslüman veya İslamcı" olup da belden aşağı vuranları, edebe riayet etmeyenleri, entelektüel meczupları, asabi mütecavizleri ve laik olup kibar üslup kullanmayanları muhatap almayacağım. Kadın olsun erkek olsun, böyleleri allame-i cihan olsa muhatap alınmayı hak etmiyor. Bu konu kesinlikle entelektüe...

Postmodernite İle Modernite Arasında Türkiye

1980 Sonrası Zihinsel, Toplumsal, Siyasal Dönüşüm Hasan Bülent Kahraman Hasan Bülent Kahraman, 1957 yılında Kars’ta doğdu. Kars’ta başladığı ilköğrenimini Ankara’da tamamladı. Ankara Koleji’nin orta ve lise bölüml erini bitirdi. Gazi, Ortadoğu Teknik ve Hacettepe üniversitelerinde okudu. İnşaat Mühendisi oldu. Ekonomi alanında bilim uzmanlığı derecesi aldı. Sanat toplumbilimi ve felsefesi çalıştı. Avrupa ve Amerika’da çeşitli üniversitelerde sanat felsefesi ve estetik konul arında düzenlenen seminer ve çalışmalara katıldı. Siyaset Bilim doktorası yaptı. Sosyal Demokrat Halkçı Parti danışmanlığında bulundu. Kültür Bakanı Danışmanı oldu. Çeşitli üniversitelerde ders verdi. Şimdi Sabancı Üniversitesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi ö ğretim üyesi ve Sabah gazetesi yazarı. İlk yazısı 1976’ da Varlık dergisinde çıktı. Daha sonra bütün belli başlı dergi ve gazetelerde eleştiri, deneme ve siyaset yazısı yayınlandı. Çok sayıda yerli, yabancı kaynakta yayınlanmış akade...

İslami Yorum Dergisi

Yaz 2012 -   Sayı - 10 - İslami Mücadele / İslamcılık   http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_93322753.pdf       İlkbahar 2012 -  Sayı - 9  -  Çok Kültürlülük  Ve BirlikteYaşamak   http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_160461425.pdf Kış 2011 - Sayı - 8 - Anayasa Soruşturması http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_387634277.pdf Sonbahar 2011 - Sayı - 7 - İslam Günümüz Dünyasına Ne Öneriyor? http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_236450195.pdf Yaz 2011 - Sayı - 6 - İslam Düşüncesinde Muhalefet http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_73272705.pdf Bahar 2011 - Sayı - 5 - Bir Toplumsal Değişim Yöntemi Olarak Demokrasi http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_782806396.pdf Kış 2010 - Sayı - 4 - Bir Toplumsal Değişim Yöntemi Olarak Devrim http://www.islamiyorum.com/upload/islamiyorum_732055664.pdf Sonb...

Tarih bilinci mi, geçmiş bilgisi mi?

Akif Emre Bir millet için 'tarihi eser' sahibi olmak, her şeyden evvel bir 'tarihe' sahip olmayı gerektirir. Tarihe sahip olmakla geçmişe sahip olmak arasında derin fark vardır. Türkiye'den kaçırılan, bin bir uğraş sonunda büyük zafer edasıyla geri alabildiklerimizle övündüğümüz durum tam da bu tarih ve geçmiş arasındaki farkın somutlaştığı alandır. Bu topraklardaki geçmişimiz bin yılı aşıyor. Yani en azından bin yıllık bir tarihten söz ediyoruz. Bin yıllık geçmişin tarih olabilmesi, tarih bilincine sahip olmayı ve bu bin yıl içinde inşa edilen medeniyete sahip çıkmayı, o medeniyeti yaşatmayı gerektirir. Bu açıdan bakıldığında tarihini reddetmiş bir toplum olduğumuz söylenebilir. Bu reddedişle geçmişimizi binlerce yıllık bir maziye doğru uzatabilirsiniz. Söz gelimi ben çocukluğumda (yanlış hatırlamıyorsam) Kara Kuvvetlerinin kuruluşunun 600'lü yılları kutlanırdı; şimdilerde bu, bir kaç bin yıl geriye gitti. Bu bir kaç bin yıl, bu milletin tarihi midir ge...