Ana içeriğe atla

Siyah bayram, kara leke! / Yusuf Kaplan

Siyah bayram, kara leke!
Tek bir mümini bile rencide edebileceği korkusuyla İslâmcılık yazılarını bayramda yazmaMaya karar vermiştim. Ama gece 02.00'de, Zaman gazetesinin bayramın birinci günkü nüshasını internetten gözden geçirip, İslâmcılık'la ilgili milyonlarca müslümanı rencide edecek, kalbini kıracak, boynunu bükecek 3-4 yazı okudum ve ağzımın tadı fena halde kaçtı...
Bayramın birinci gününde, ortada fol yok, yumurta yokken, Müslümanları rencide edecek meşum bir işe Müslümanlar nasıl imza atabilirler havsalam almıyor!
Gayretullah'a dokunacak işler bunlar! Böyle bir günde, masum, suçsuz, kimsesiz Müslümanların dünyasını nasıl karartır, âh'larını nasıl alabiliriz! Fesübhanallah!
***
Mümtazer Türköne, şu bayram gününde, -özür dilerim ama- gerçekten feraset ve basiret yoksunu bir yazı kaleme almış: "Kökü Dışarıda Bir İdeoloji" başlıklı ürpertici bir yazı yazmış. Bilal Sambur'un "İslâm, İslamizmden Ayrılmalı" yazısının da ondan geri kalır yanı yok!
Kökü dışarıda bir fitne projesinin ayak sesleri olmasın bunlar sakın?
Türköne'nin ve Sambur'un "ruhsuz", duyarsız yazılarını okuyunca, bir Müslüman olarak ben utandım...
Evet, nasıl olur da, Müslüman kimlikli yazarlar, "İslâmcılar, en büyük felâkettir" der ve yedi düvelin dört bir taraftan üzerimize çullandıkları bir yokoluş mevsiminde İslâm'ın izzetini, şerefini ve varlığını koruyabilmek için inanılmaz bedeller ödeyen Abdülhamid Han'ların, Akiflerin, Said Halim Paşaların, Mustafa Sabri Efendilerin, İskilipli Atıfların, Elmalılıların, Bediüzzamanların, İhvan-ı Müslimînlerin, Cemaat-İslâmîlerin, rahmetli Seyyid Kutupların, rahmetli Ali Şeriatilerin, İkbal'lerin, Malik bin Nebilerin, Sezai Karakoç'ların içinde yer aldıkları bir hareketi, nasıl kökü dışarıda bir hareket olarak görebilir? Üstelik de şu bayram gününde böyle bir vicdansızlığı, insafsızlığı, basiretsizliği nasıl yapabilir?
İslâmcılığı lanetlemek adına söylenenler, Oliver Roy'ların, Gilles Kepel'lerin, Graham Fuller'ların, bilumum İslâm düşmanı, İslamofobi öncüsü neo-con çetelerin söylemleriyle tamtamına örtüşüyor!
***
Bütün bunları Fethullah Gülen Hocaefendi gördüğünde, yüreği kan ağlamayacak mı sanıyorsunuz?
Hocam size sesleniyorum: Lütfen feryadımı duyun: Bilmeden büyük bir fitnenin tohumları ekiliyor! Müslümanların gazetesinde, bayramın ilk günü hem de!
Bunlar gayretullaha dokunacak işlerdir Hocam! Hiç kimsenin yapamadığı onca güzelim işlere, hizmete halel getirecek bir cinayettir bu yapılanlar!
Benim yüreğim dayanmıyor, şu bayram gününde, milyonlarca masum müslümanın kalbinin kırılmasına, boyunlarının bir kez daha bükülmesine!
Hocam, bu cinayeti ancak siz durdurabilirsiniz! Yüreği, en küçük haksızlığa bile isyan eden sizin gibi bir öncü, bir önaçıcı bu cinayete dur diyebilir!
Müslümanların bayramını zehir edilmiştir! Bu yayınlarla gayretullaha dokunacak bir yanlış yapılmış, Müslümanlara ilk kez siyah bir bayram hediye (!) edilmiş, Müslümanlar arasındaki ilişkilere leke sürülmüştür!
Lütfen durdurun bu basiretsizlik örneğini Hocam!
Yoksa Abdülhamid Han'ın kemikleri sızlayacak mezarında! Akif, dört dönecek! Mustafa Sabri Efendi, Elmalılı, İskilipli Atıf, Bediüzzaman ve daha nice öncü, nice âlim isyan edecek mezarlarından bize!
Müslümanların birbirlerine karşı şefkate, merhamete, kardeşliğe en fazla ihtiyaç duyduğu bir günde, bir zaman diliminde, inanamıyorum bütün bunların olabildiğine!
Bu fitne ateşini siz durdurmazsanız kimse durduramaz Hocam! Kulaklarını çekin, basiretsiz ve ferasetsiz sorumluların!
***
"Birbirinizi sevmedikçe bihakkın iman etmiş olamazsınız!" buyuruyor Fahr-i Kâinât Efendimiz! Bir gayr-i Müslime gösterdiğimiz sempatiyi, Müslümanlardan esirgemek, Efendimizin ne kadar gücüne gider, söylemek bile gerekmiyor!
Şu bayram gününde olacak iş mi bunlar! Hay Allah!
Allah, bizi ıslah etsin! Kalplerimizi birbirimize açsın! Vesselam!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Sanat, Edebiyat, Sinema Değinmeler…:Enver Gülşen

Asım Öz: Biraz sizi tanıyabilir miyiz? Mesela sinemayı düşünme, sinema üzerinde düşünme ve sinema üzerinden düşünme çabası ne zaman başladı? Enver Gülşen : Asıl mesleği elektronik mühendisliği olan birisiyim. Sanırım mühendisliğin, bütün o tekdüzeleştirici yanlarının yanında, özellikle büyük şirketlerde çalışmışsanız, olumlu bir yansıması da oluyor. Mühendisler, modern öğütme mekanizmalarını direk deneyimlemeleriyle hayatlarının belirli bir döneminde bir yol ayrımına geliyorlar. Ya modern mekanizmanın kusursuz bir çarkı olarak o mekanizma ile özdeşleşecek ve bir tür köle-efendi ikilemi içinde hayatlarını idame ettirmeye devam ettirecek; ya da çark olmayı reddederek modern tüketim-üretim kalıpları içinden firar etmeye çalışan bir çirkin ördek yavrusu olacaklar. Kendi şahsıma kusursuz çark olmayı hiçbir zaman beceremediğimi söyleyebilirim. Dolayısıyla zaten modern mekanizmalardan firar etme konusunda hemen hemen ilk zamanlardan beri büyük bir istek duyan birisiydim. Üniversite öğre...