Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İbrahim Tüzer: İsmet Özel Kimsenin Kölesi Olmamıştır

İbrahim Tüzer: İsmet Özel Kimsenin Kölesi Olmamıştır   Söyleşi: Zahit Yakın  İsmet Özel, sizin hazırladığınız kitaba yazdığı takrizde, bu çalışmanın “söylediklerinin bir şeye taalluk” ettiğini gösterdiğini söylüyor. Biraz geniş olacak ama sizce İsmet Özel’in söyledikleri hem şiir hem de fikir tarihimizde neye tekabül, taalluk ediyor? Bir sanatkârın edebî eserleri tahlil edilirken ya da daha doğru bir ifadeyle, anlamlandırılırken, özellikle 80’lerin başına kadar sanatkârın bizatihi hayatından, şahsi yaşanmışlıklarından tamamen bağımsız hareket ediliyordu. Yapısalcılık ve metin merkezli okuma adı verilen bu tarz metin tahlillerinde, sanatkârın bilinçaltı, yaşantısı, devrin sosyolojisi ve bir edebî metnin oluşmasına imkân veren diğer hususlar göz ardı edilirdi. Fakat edebiyat teorisine yönelik algılar zenginleşip bir metnin daha nitelikli ve derinlikli nasıl inceleneceğine ilişkin farklı gayretler içerisine girildiğinde sanat eserinin arkasında duran sanatkârın hem psi...

Ellerimizin Büyük Boşluğu: Mevlana İdris Zengin

Ellerimizin Büyük Boşluğu Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz Sana gelmek Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz Başımızın okşanmasını gözyaşımızın silinmesini,kolumuza girilmesini istiyoruz Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz Rüzgarın sesini, ırmağın sesini Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, olduğu bir dünyayı yeniden isterken Seni istiyoruz aslında.Bunu söyleyemiyoruz Her yer gece, çok gece Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim Çok yenildik yetmez mi ? Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında Büyütüp durduk siyahı Gece gece gece Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi Bilmiyoruz Çünkü Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanlar...

Oksidentalizm, Batı'nın dışında bir gözün Batı'yı araştırmasıdır: Abdullah Metin: Röportaj

"Oksidentalizm, İki Doğu İki Batı" kitabının yazarı Abdullah Metin'le kitabı üzerinden oksidentalizmi konuştuk   Asım Öz/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi Oryantalizm ve oksidentalizm dünyayı algılama, anlama, açıklama ve tanımlamada iki farklı bakış açısıdır. Temel olarak oryantalizm Batı'nın Doğu algısı, oksidentalizm Doğu'nun Batı algısıdır. Karşılıklı bu algılama sadece bir düşünceden/tasavvurdan ibaret olmayıp, eylemi de beraberinde getirir. Batı'nın, zayıf ve kendini yönetemeyen Doğu algısı işgal ve sömürüyle sonuçlanırken; Doğu'nun, güçlü ve disiplinli Batı algısı efendiye itaate sebep olur. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Doğu kendi gücünü keşfetmeye başlarken, bu değişim oryantalizmden yüzyıllar sonra oksidentalizmin ortaya çıkış zeminini hazırlar. Batı, sömürgeciliğinin keşif kolu olan oryantalizm vasıtasıyla elde ettiği bilgi ile Doğu üzerinde iktidarını kurar. 20. yüzyılda fiziksel işgal yerini zihinsel işgale bırakırken, iktidar da f...

Söyleşi / Ayfer Tunç: "Öylesine buzlaştık ki utanç duymuyoruz"

Öylesine buzlaştık ki utanç duymuyoruz"                                                    Bugünkü kuşaklar için dünya, hayat, memleket bizim anladığımızdan başka. Genç kuşaklar için buralı olmakla dünya vatandaşı olmak arasında, geçip geçmemenin onlara kaldığı ince bir çizgi var sadece. Memleket duygusu nasıl bir şeydir, neydi, neye dönüştü, nerede başlayıp nerede biter? Ayfer Tunç,  Memleket Hikayeleri 'nde bu topraklara, geçmişe, şimdiye dair yüzlerce fotoğraf çekiyor; geniş açılı fotoğraflar, her şey net. Üstelik nostalji değil fazlasıyla gerçek...    Memleket duygusunu nasıl tarif edersiniz artık? Hızla değişiyor mu bu duygu? Eskisi gibi olmadığı kesin, hele genç kuşaklar için. Memleket deyince iki farklı şeyi kast ediyoruz. Biri doğup büyüdüğümüz şehir, diğeri bütün ülkemiz. Benim memleketten anladığım ikincisi...