Ana içeriğe atla

Küçük Prens Antoine de Saint-Exupéry


Küçük Prens

Asteroid b-612 gezegeninden evreni dolasmak için ayrılan küçük bir prensin öyküsü...



Resimleriyle birlikte topu topu 100 sayfa civarı, büyülü kitaplar serisinden bir kitap!


Hayat, ifadesiz bir hal almaya başladığında, köşeye sıkışmış hissettiğimizde okunması gereken, içinde bir hayat felsefesi barındıran; '' başlıbaşına bir kütüphane '' ...

Saint-Exupery'nin bu şaheserini, bence her çocuğun ve her büyüğün, dolayısıyla herkesin okuması gerekli... Kesinlikle '' bir çocuk kitabı '' denemez.

* " Eğer insan bir ciçeği seviyorsa ve milyonlarca yıldızın üzerinde bu çiçekten yalnızca bir tanecik varsa, yıldızlara uzaktan bakmak bile bu insanı mutlu etmeye yeter. Çünkü insan kendi kendine 'işte, benim çiçeğim oralarda bir yerde' diyebilir."


* " Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. Ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Her şeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin.."

* " Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. Ben gülüyor olacağım bir tanesinde… "

 

* " Ve üzüntün hafiflediğinde (zaman bütün acıları hafifletir) beni tanımış olmak hep seni mutlu edecek, dostum olarak kalacaksın. Benimle gülmek isteyeceksin. Bunun için de arada bir pencereni açacaksın... Dostların gökyüzüne bakıp bakıp güldüğünü görünce çok şaşıracaklar! Onlara 'yıldızlar hep güldürür beni!' diyeceksin. Deli olduğunu düşünecekler. Olsun! Sana nasıl bir oyun oynadığımı görüyorsun..."



* '' İnsanın kendini yargılaması başkasını yargılamasından daha zordur. İyi yargılamayı başarırsan, gerçek bilge olduğunu kanıtlamış olursun. ''


* Küçük prens " gerçek şu ki " diye sürdürdü sözlerini, "bir şeyi anlamaya çalışırken neyi dikkate almam gerektiğini bilmiyordum. sözlere değil, yapılanlara bakmalıydım. güzel kokularıyla beni öyle büyülemişti ki...ondan uzaklaşmamalıydım...onun bana yaptığı o küçük numaraların arkasında yatan sevgiyi anlamalıydım. çiçekler çok tutarsız oluyorlar. ama onu nasıl sevmem gerektiğini bilemeyecek kadar küçüktüm..."


* '' ... eh, hiçbir yer mükemmel değildir” dedi tilki içini çekerek. Sonra kendini anlatmaya başladı:

- yaşamım çok monotondur. ben tavukları avlarım, avcılar da beni. Bütün tavuklar birbirine benzer, bütün insanlar da öyle. Bu yüzden biraz sıkılıyorum, ama beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım, ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar.

- Senden rica ediyorum, lütfen beni evcilleştir!”

- Elbette dedi ,küçük prens. '' ama pek fazla vaktim yok. yeni arkadaşlar edinmem ve birçok şeyi anlayabilmem gerekiyor.''

- Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin dedi tilki. '' insanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur, her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!

- Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.

- Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar, ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.


 * .....Ertesi gün küçük prens yine geldi.


- Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mautlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim.


Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. İnsanın gelenekleri olmalıdır.

'' gelenek nedir? '' diye sordu, Küçük Prens...

- Bu da çok sık unutulan bir şeydir, dedi tilki. '' Bir günü diğer günlerden, bir saati diğer saatlerden ayıran şeydir. Örneğin, şu benim avcıların da gelenekleri vardır. Perşembeleri kızlarla dansa giderler. Bu yüzden de perşembe benim için harika bir gündür. Üzüm bağlarına kadar yürüyebilirim, ama avcılar dansa herhangi bir gün gitseydi, benim için hiçbir günün özelliği olmayacaktı ve asla tatil yapamayacaktım. ''


'* ' Senin yaşadığın yerdeki insanlar,bir bahçenin içinde binlerce gül yetistiriyorlar ve yine de aradıklarını bulamıyorlar. Aslında aradikları şeyi tek bir gülde, ya da bir avuç suda bulabilirlerdi. Ama gözler göremez. İnsanın kalbiyle bakması gerekir...


'' Kalbimizden başka birşeyle iyi göremeyiz, çünkü gerçekler gözlerimiz için saklıdır...''



* " Bir gün," demiştin bana, "günbatımını tam kırk dört kez izledim!"

Sonra da, "biliyor musun," diye ekledin. "insan günbatımını çok üzgün olduğunda seviyor."


" insan acı çektiğinde, güneşin batışını aşka türlü sever..."



* "... İncedir çiçekler. Tümü çocuksudur. Kötülüğe başkaldırırlar ellerinden geldiğince. hem onlar dikenleriyle güçlü olduklarını sanırlar..."



* " Unutma, dedi tilki, gülün için harcadığın zamandır gülünü bu kadar önemli yapan!


 - Ben gülüme bu kadar çok zaman harcadığım için.. dedi Küçük Prens, unutmamak için...

- İnsanlar bu gerçegi unuttular, dedi tilki. ama sen unutmamalısın.


- Evcillestirdigin kim olursa olsun, sen ondan sorumlusundur artık. Sen simdi gülünden sorumlusun.

- Ben, simdi gülümden sorumluyum, diye tekrarladı küçük prens, unutmamak için.


  '' …Beş yüz bir milyon tane olan nedir?

İş adamı bu sorudan kurtulamayacağını anlamıştı.

- gökyüzünde gördüğün şu küçük nesneler.


 - sinekler mi? “

- hayır, parıldayan küçük nesneler.

- ah, anladım, yıldızlardan söz ediyorsunuz.”

- evet yıldızlar.

- peki yıldızlara sahip olmak sizin ne işinize yarıyor?

- beni zengin yapıyor.

- peki zengin olunca ne oluyor?

- bana aitler, çünkü bu fikir ilk benden çıktı.

- bunu düşünmüş olmak onlara sahip olmak için yeterli bir neden mi?

- elbette. kimseye ait olmayan bir elmas bulduğunda, o senindir.


Bu cevap Küçük Prens' i tatmin etmemişti. '' eğer ipek bir atkım varsa, onu boynuma dolar ve yanımda götürürüm. bir çiçeğim varsa, onu koparır ve yanıma alırım. ama siz yıldızları koparamazsınız! ''

'' Büyükler, '' dedi... '' Kesinlikle çok tuhaflar. ''



* Çiçek fısıldar Küçük Prens' e: '' insanların kökleri yok, bu yüzden rüzgar estikçe sürüklenirler.''



* " Neden buraya geldin? " dedi, yılan;

- Bir çiçekle bazi sorunlarım oldu, diye yanıtladı, Küçük Prens.

- Peki insanlar nerede? insan kendisini çölde çok yalnız hissediyor...

- İnsanlarin içinde de öyle hissedersin, dedi yılan, " arada pek fark yoktur."


Küçük Prens' ten...

Birinet:
Prens küçük ama söyledikleri büyük. :)

tülvent:


Hem de öyle büyük ki, MaRaL' ım ...İnsanın içinde daha da büyüyor.


" Unutma, dedi tilki; gülün için harcadığın zamandır gülünü bu kadar önemli yapan! ''
















































Yorumlar