Ana içeriğe atla

Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor

Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor
Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor
Telli Turna

Turnayı yaşatmak, onu aramıza katmak, şu pop kültürden kurtulmak, yeni bir dil bulmak gerek. Lütfi Bergen yazdı..

Onbir turna kalmış. Belki şimdi sayıları daha da azalmıştır. Ne zamandan beri bir turna yazısı yazmak istiyorum. Turnanın beni saran bu sevdası nereden geldi diye düşündüm ve bunun Bedia Akartürk’ün Hacı Taşan’dan aldığı “Allı turnam bizim ele varırsan/ Şeker söyle kaymak söyle bal söyle” diyerek başladığı ve çırpınarak okuduğu bozlak türküden kaynaklandığı kanaatine vardım. Radyo günleri idi. Şimdilerde Gülbahar’ın okuduğu “Turnam gidersen Mardine/ Turnam yare selam söyle” türküsü beni mest ediyor.Hiroşima
Sadako, turnalarını 1000’e ulaştıramadı, 644’te kaldı
Diyorlar ki “turna” Japonca’da “turu” kelimesinden geliyor.Turu, Tu (dizi, takip) ve ru (akmak) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş. Azerîler durma, Türkmenler durna, Kazaklar tırna, Kırgız-Özbek-Uygurlar da bizim gibi turnadiyorlar bu kuşa.
Turna, geniş bir coğrafyada bir kültür vurgusuna dönüşüyor. Mistik bir misyonu var. Modernizmin anlayamayacağı simgesel değeri var. 1945’te Hiroşima’ya atılan atom bombası her şeyi yakıp yıkacaktır. Ancak asıl vahşeti, dramı, bombanın radyoaktif  kalıntılarındadır.
Tabiatın ve insanın fıtratını bozan bu saldırı neticesi küçük bir kız çocuğu, Sasaki Sadako da lösemiye yakalanır. Turnanın bununla ne ilgisi var diyecekseniz; Japon kültüründe 1000 turna origamisi yapılıp bir dilekte bulunanın dileğinin gerçekleşeceği inancından bahsedeceğim. Küçük kız, şifa umuduyla turna origamisi yapmaya başlar. Ancak tamamlayamaz sayıyı, 644 adette tükenir. Arkadaşları sayıyı 1000’e tekmil eder ve cenaze törenine yetiştirip mezara koyarlar. Bu yoğunlaşma aslında bir kültürün, bir sanatın emperyalist yıkıcı maddeciliğe direnişidir. Sanat maddeyi ulvîleştirir, değer katar. Batı bilgisi ise yıkıp yakıyor, öldürüyor.
Turna origamiEşi ölen turna hayata küsüyor, yaşamaya son veriyor
Turnayı Orta Avrupa’dan Asya’nın dibi olan Japonya’ya dek bu derece önemli bir sembol yapan da sanırım kuşun hususiyetleri. Turna sadık. Tek eşli. Sürüsünde dahi eşi ile uçuyor. Harama gözü kaymıyor. Horoz gibi harem kurmuyor. Daha ilginci eşi ölen turna hayata küsüyor, yaşamaya son veriyor, hatta intihar ediyor.
“İnsan” diyorsun, “eşiyle bir yastıkta kocamayı bilemiyor; şu turna kadar olamıyor, boşanıveriyor.” Turna bir namus abidesi. Verdiği sözü yerine getirme abidesi. “Emanetlerine riayet ederler” emrinin tecessümü. Bu nedenle halk onu bir başka bellemiş. Üstelik ötüşü de ne acılıdır, gönül telini titretir. O öttükçe “Ali’nin sesi” diyorlar, “Hüseyn’in nefesi”.
Bir de turna sürüsü cemaattir; sen ben kavgası bilmez. Uçarken ters V şeklinde dizilişleri vardır. Bu uçuş hem havayı yaracaktır ve hem de öndekinin kanat çırpışı ile oluşan hava akımı sürünün arkasındaki kuşu dinlendirecektir. Yorulan arkaya geçer. Yaşamak ve yol almak için dayanışma gerektir.
Turnanın hayatı ile din ve ahlâkın değer söylemleri buluşmakta
Sizce de öyle değil mi; turnanın hayatı ile din ve ahlâkın değer söylemleri buluşmakta değil mi? Turna sadakattir, turna iffetli hayattır, turna sözde sıdktır, turna cemaattir, turna sabır ile yola dizilmektir, turna diğergamlıktır… Turna bu, serçe değil. Değil mi, gelinin başına niye turna teli takarlar?turna
Turna havada en uzun kalan kuş olduğu içinhaberci diye algılanmış. Bedia Akartürk’ün beni efsunlayan türküsünde olduğu gibi, şekerden/kaymaktan/baldan haber söyler. Dörtlüğün ikinci beyitinde Eğer bizi sual eden olursa/Boynu bükük benzi soluk yâr söyle der. Yani eş ve dosta bellet ki, “ayrılık acısından hastalandım, sararıp soldum gurbet elde kalakaldım.”
Şimdi böylesi yok gerçi. “Tuttu fırlattı kalbimi” diyor gençlik. Sembol değeri olmayan ulaklarla haber yolluyor: “Sana bir söz yazdım bugün/ yolladım rüzgarla/ içinde gözyaşım vardı.” Bu ifadeleri görünce kültürün ne anlamı olduğunu idrak ediyorsunuz. Kültür toplumun ortak yaşam değerleri, ortak vurguları oluyor.
Rüzîgâr’dan sembolik değerlere ulaşamaz mıyız? Elbet ulaşabiliriz. Kur’an “Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik” diyor, Hicr Sûresi 22. âyet-i kerimesinde. Demek ki pop müzik listelerini zorlayan şarkı sözüne konu olan bir kelimenin başka anlamı/değeri var. Rüzîgâr ile uluhiyet arasındaki ilintiyi vermiyor pop söylem. Ama turna öyle mi? Turna bir toplumun ortak duygularına hitap ediyor. Yanlış söyledim, bir toplumun değil, Batı’nın tasallutuna boyun eğmeyen tüm Asya’nın. Ne diyordu türkü: “Gidin turnalar gidin/ Yarime selam edinYarim uykuda ise/ Uykusun haram edin.” Turna hatırlatmadır yani. Vermiyor bu hissi modern ‘jingle’.
Turna bu, hep göç yolunda. Turna Ali’yi arıyor
Turna için yâr sevgili değildir sonra. Turna vefalıdır. Ne demişti Alev Alatlı: “Turna önüne gelenle çiftleşmez. O, bir dolu değerin adıdırözgürlük, bağımsızlık, gezi, sağlık, güvenlik, bereket, haber, aşk, bağlama, misket, estetik, metanet, sükûnet, sadakat, âhenk, sıla, çağrı, davet.” Evet, diyorum bunlara. Turna bu kavramları hatırlatıyor.
turnaTurna Ali’yi arıyor. Turna da Ali’yi mi ararmış; böyle soruyorlar. İçimizdeki yiğitliği, mertliği, zülfikar elli sefer ehlini turna mı arıyormuş? Pir Sultan Abdal, “Yemen ellerinden beri gelirim/ Turnalar Âli’mi görmediniz mi” diyesidir. Turnalar katar katar uçuyor. Gerçi şimdi sayısı azalmış. Onbir turna var diyorlar. Elbet turna olmak kolay değil. Nefs-i Marziye’ye koşmak her canın harcı mı?
Turna yuvasını bataklık, sazlık, bozkır yerde yapıyor. TıpkıHorasan Erenleri gibi. Efsane o ki, Ahmed Yesevî bir gün Horasan Erenleri’nden buluşmaya davet alır. Büyük mürşid buluşma yerine gider. Erenler don değiştirip turna olup Yesevî’nin yanına gelirler, saygı sunup muhabbet ederler. Sonra yine turna olup dönerler. Turna semahı bu buluşmayı anlatır. Bu hikayeler modern zamanların sinemasından, tiyatrosundan, simülasyonlarından daha güçlü değil mi? Dilime bir ilahi düşüyor: “güzel âşık cevrimizi/çekemezsin demedim mi/ bu bir rıza lokmasıdır/ yiyemezsin demedim mi.”
Turnayı yaşatmak, onu aramıza katmak, şu pop kültürden kurtulmak, yeni bir dil bulmak gerek. “Turnalar uçun. Yayladan geçin. Yârimi seçin. Hey turnalar.” Bunları yazdım ya, artık değmen benim yaslı gönlüme.

Lütfi Bergen yazdı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Hatırı Sayılır Sözler

Hatırı sayılır sözler   Aşk ruhların çeşitli yaratıkların arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi demektir. İbnihazm * Gemisini kurtardığı için kaptan olmayı hak ettiğini düşünen kişiler bireyciliği göklere çıkardılar. Bunu yapmış olmakla da tarihteki en hastalıklı adlandırmayı gerçekleştirdiler. İsmet Özel * Açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez onları alışmış oldukları tokluk öldürür İbni Haldun * Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. Goethe * Düşünce özgürlüğünün olmaması, insanların düşüncelerini söyleyememesi değildir. Düşünce özgürlüğünün olmaması insanların düşünememesidir. Jean-Paul Sartre * Yaratan'ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi beni çileden çıkarıyor. Oliver Wendell Holmes * Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır... Mayakovsky * Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar! / İnsan,  âl...