Ana içeriğe atla

Böyle konuşmamıştık İbrahim Tenekeci


Fedakârlık, bütün güzel şeylerin temelidir. Fedakârlık ile ahmaklık bir tutulmaya başlanmışsa, o güzel hatır dahil, birçok şey yıkılır, bir daha da onarılamaz.

Bir de mesuliyet bahsi var. Biliyoruz ki, mesuliyet duygusu olmayanın hem mahcubiyet, hem de mensubiyet duygusu olmaz. Çünkü mesuliyet, 'imana dayanan bir duygudur.'
Mesuliyet hissiyle yaptığınız her fedakârlık, maalesef, sizi daha üzgün bir insan haline getiriyor. Nihayetinde, kararları, Berat Demirci'nin o eşsiz ifadesiyle söylersek; 'sıkışınca özgürlükçü, acıkınca toplumcu, zenginleşince serbest piyasacı, kendini gizlemesi gerekince millici' olanlar veriyor.
Çiğnenmiş bir vasiyet gibi üzgünken, 'şu saatten sonra ancak bir dilsizin sözüne itimat edebilirim' diye not ettiğimi hatırlıyorum. Fakat insanız ve itimat hususu, ihtiyaç listemizin en başında duruyor.
Öte yandan, gayesi yarına kalmak değil de bugün bir şey almak olanlardan anlayış bekliyorsunuz. Sizi bir tenhaya çekiyor ve 'suya sabuna dokunma' diye nasihat ediyorlar. Sormak istiyor, fakat soramıyoruz: Suya sabuna dokunmazsak, nasıl temiz kalabiliriz?
Onca insanın hayatıyla oynayıp da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edenlere bir bakın. Yüzlerinde herhangi bir mahcubiyet ifadesi görebiliyor musunuz?
'Dünyalık karşısında değişmelerine rağmen, hâlâ dünyayı değiştirme iddiası içindeler' ve gerçekten de acınacak haldeler.
Cahit Okurer, kırk sene evvel, 'içinde ahlaki bir nizam tesis edemeyen insanda samimiyet aramak beyhudedir' demiş. Böyleyseniz eğer, bir hafta önce kara dediğinize bugün ak diyebiliyorsunuz.
Bu arada, olan, fedakâr insanlara, dava delisi Kerimlere, mesuliyet gömleği giymiş kolsuz mücahitlere oluyor. Yani, 'çalışmışsam o gün, dürüst ve islâm kalmışsam' diyenlere.
* * *
Edebiyat, büyük oranda, yerini bulma hadisesidir. Aynı şey, siyaset dahil, hayatın her alanı için geçerlidir. Yerinizi bulamadığınız vakit, söyledikleriniz bile, doğru dahi olsa, yersiz oluyor.
Tesellimiz ise Hüsrev Hatemi'nin şu sözü: 'İnci ve kıymetli taşın değerini herkes bilebilir. Fakat insanın değerini ancak insan olan bilir.'
Unutmayalım ki, sadece insanın acısı değil, acımasızlığı da üzüntü vericidir.
Nasıl bakarsak, öyle görürüz. Örneğin, menfaat penceresinden bakan, herkesi menfaatçi olarak görür. Hangi pencereden baktığımızı anlamak için bir soru: 'Kendini kurtarmak' deyince, aklımıza ilk olarak maneviyat mı geliyor, yoksa maddiyat mı?
Belki de bundan dolayı, sadece işlerimizin değil, ilişkilerimizin de bereketi kalmadı. En muhterem insanların bile çevresi sürekli değişiyor. Adeta toplu bir 'çevre felaketi' yaşıyoruz.
Evet, davaların, hatta yardımlaşmanın bile sektöre dönüştüğü günlerden geçiyoruz. Sühreverdi, 'hizmet önemlidir, hizmette edep daha önemlidir' der. Gelin görün ki, herkes meyve ağacına hizmet etme telaşı içinde. Diğer ağaçlara dönüp bakan yok. Kırılmışsın, etmişsin, kimin umrunda...
Jean Paul Sartre, 'insanlar, yalnızca yaptıklarından değil, yapmadıklarından da sorumludurlar' diyor. Bunu da hatırlatmış olalım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Hatırı Sayılır Sözler

Hatırı sayılır sözler   Aşk ruhların çeşitli yaratıkların arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi demektir. İbnihazm * Gemisini kurtardığı için kaptan olmayı hak ettiğini düşünen kişiler bireyciliği göklere çıkardılar. Bunu yapmış olmakla da tarihteki en hastalıklı adlandırmayı gerçekleştirdiler. İsmet Özel * Açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez onları alışmış oldukları tokluk öldürür İbni Haldun * Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. Goethe * Düşünce özgürlüğünün olmaması, insanların düşüncelerini söyleyememesi değildir. Düşünce özgürlüğünün olmaması insanların düşünememesidir. Jean-Paul Sartre * Yaratan'ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi beni çileden çıkarıyor. Oliver Wendell Holmes * Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır... Mayakovsky * Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar! / İnsan,  âl...