Ana içeriğe atla

Gönül-dağı Akif Emre


'Gönül' kelimesine sahip başka bir lisan var mı acaba yeryüzünde? Sadece 'gönül' kelimesine ve onun çağrışımlarına sahip olmak bu dili sevmek için yeter... Gönül üstüne söylenen şiirler bile bu dilin, ait olduğu kültürün zenginliğini, gönül kadar genişliğini göstermeye yeter...

'Gönül çalabın tahtı / Çalap gönüle bahtı' diyen Yunus'taki gönül tasavvuru karşısında kimin gönlü titremez? Yahut Fuzuli'nin çöl serinliğinde titreyen gönül sesinden ürpermeyecek bir kalp var mıdır?
Gönlümüz daraldıkça, gönülden ayrı kaldıkça dünyamız kararıyor. İnsanlığımızın üstüne gölgeler düşüyor. Gönlün anlamından uzak kaldıkça, gönle yabancılaştıkça, daha bir katılaşıyoruz. Katılaşıyor, daralıyor, bencilleşiyor, yani dünyevileşiyoruz...
Gönlün kararması önce benliğimizin, sonra dünyamızın ve evrenin gittikçe artan kesafette kararmasıdır.
Ama gönül yine de hep iyiye, güzele, doğruya, erdeme dair bir mana iklimini çağrıştırır, güzelliğin vadisine çağırır.
Gönül gibi sonsuz derinlik çağrıştıran bir kelimeyi 'dağ'la yan yana getiren bir tasavvur yüceliğine sahip şu Anadolu insanı...
Gönül alabildiğine derin olduğu kadar, namütenahi mütevazı... Dağ alabildiğine azamet bir o kadar da yücelik duygusu vermez mi? Bu nasıl bir dil, düşünüş, alem tasavvurudur ki, dağ ve gönül bir araya getirilir?
Dağ haşmetin, gönül sonsuzluğun ufku...
Haşmet ve haşyet duygusunu birleştiren terkip... gönül dağı.
Dağlar hep çarpar insanı, ondan kaçamazsınız. Haşmeti karşısında ezilir, yüceliği idrak eder, yücelerin yücesini hatırlarsınız... Sonsuzluk düşüncesidir bende dağ... Her dağa tırmanışımda yaratılışı, Yaradan'ı ve yüceliğini daha bir idrak etmişimdir. Benliğimin tüm zerreleriyle Yaradan'a daha çok yaklaştığımı düşündürür dağ... O yüceliği yaratanın büyüklüğü, azameti, adeta titretir.
Dağ ne kadar müşahhas, ne kadar görünür halde ise gönül o kadar kendini saklar. İçimizde saklıdır gönül; kendimize sakladığımız gerçek benliğimizi, varoluşumuzun adeta sırrını besleriz orda... Çünkü, sonsuz bilinmeze yol açar gönül...
Biri haşmet ve haşyet duygusuyla sonsuza açılır, diğeri ilahi sırrı keşif yolculuğuna çıkartır...
Yüceliğin ve derinliğin ufkunda kainatı idrak edişin, kainatla iç içe oluşun ifadesi, bu denli çarpıcı bir terkibi, bu toprakların insanına özgü bir zenginlik sayıyorum... Çölün ıssızlığında gelişen muhayyile, deniz ufkunda sonsuz bilinmezlere yelken açan tecessüs, nasıl kaçınılmaz olarak ötelerden birer işaret peşinde insanoğlunu koşturmuşsa Anadolu bozkırında dağın yüceliğinden tenha gönlünün sessizliğine sığınan insanımızın Allah-evren-insan ilişkisini şekillendirmiştir az çok.
Yaşadığı coğrafyanın, iklimin inanç tezahürlerini, kainatla iç içe mistik bir duyguyla özümseyen insanımıza özgü bir terkip: Gönül dağı...
Ya bir de bu 'gönül dağı' viran olursa?
Sanki kainat göçer, ahenk bozulur, gönül katılaşır, yüce dağ üstümüze düşer...
Gönül dağı viran olmadan, gönül dağını viran etmeden gönül yapan gönül erleri neredeler?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Hatırı Sayılır Sözler

Hatırı sayılır sözler   Aşk ruhların çeşitli yaratıkların arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi demektir. İbnihazm * Gemisini kurtardığı için kaptan olmayı hak ettiğini düşünen kişiler bireyciliği göklere çıkardılar. Bunu yapmış olmakla da tarihteki en hastalıklı adlandırmayı gerçekleştirdiler. İsmet Özel * Açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez onları alışmış oldukları tokluk öldürür İbni Haldun * Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. Goethe * Düşünce özgürlüğünün olmaması, insanların düşüncelerini söyleyememesi değildir. Düşünce özgürlüğünün olmaması insanların düşünememesidir. Jean-Paul Sartre * Yaratan'ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi beni çileden çıkarıyor. Oliver Wendell Holmes * Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır... Mayakovsky * Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar! / İnsan,  âl...