Ana içeriğe atla

Kanaat notu İbrahim Tenekeci


Öncelikle bir konuda anlaşalım: Ülkemizdeki yoksulluk, yokluktan değil, hakkına razı olmayanların çokluğundan kaynaklanıyor.

Hakkına razı olmamak, ne yazık ki, haksızlık etmeyi de beraberinde getiriyor.
İşte bu noktada, kanaat, anahtar kelime olarak karşımıza çıkıyor.
Tüketim ekonomisini değil de, kanaat ekonomisini savunanlardan biriyim. Bir farkla: Sadece tükettiklerimizde değil, işlerimizde ve ilişkilerimizde de kanaatkâr olmalıyız.
Kanaat etmemek, yani elindekiyle yetinmeyip daha fazlasını istemek, şükür kapısını kapatıp nankörlük kapısını aralıyor.
Böyle insanlara ne verirseniz verin, değer dahil, yetmez oluyor.
Neruda'nın dediği gibi: İnsan, ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin ise nankörüdür.
Kadim kaynaklarımızda, konuyla ilgili çok sayıda 'yasal uyarı' var. Şimdilik, üç örnekle yetinelim.
'Kanaat tükenmez bir hazinedir.'
'İnsan için çalıştığından başkası yoktur.'
'İnsanlara şükretmeyen, Allah'a da şükretmez.'
Atasözlerine girmiyorum bile. İlk aklıma gelen ise şu: Aza kanaat etmeyen, çoğu bulamaz.
* * *
Kanaat üzerine düşünmeye devam edelim.
Bir bakkala veya lokantaya 'kanaat' adını verebilirsiniz ve bu çok güzel olur. Nitekim ülkemizdeki birçok bakkal ve lokanta 'kanaat' adını taşır.
Buna karşılık, bir süpermarkete yahut dev alış-veriş merkezine 'kanaat' adını veremezsiniz. Çünkü onların peşinde oldukları, başka bir hazinedir. O hazine, rızıkla ilgili olsaydı eğer, 'süper' gibi kibir yüklü kelimeler kullanılmazdı.
Galiba durumumuz şu: Hem kanaattan bahsediyor, hem de alış-veriş merkezlerinden çıkmıyoruz.
Rilke, 'gül ey saf çelişki' diyordu. Bununla beraber, şunu da diyelim: Yoksulluk İçimizde.
Meselenin bir de 'sanat-edebiyat' cephesi var.
Özetle; sanatkâr, kanaatkâr olmalıdır.
Dünyevî şeyler, hem dikkatimizi, hem rikkatimizi dağıtır, dağıtmıştır.
Unutmayalım ki, bir sanatçı için, istikbal, rakamlarda değil, harflerdedir.
* * *
Son yıllarda, birtakım 'küçük' değişimler yaşıyoruz.
Derdimizi daha iyi anlatabilmek için, yan yana üç kelime yazalım: muhteriz, muhteris ve muhterik.
Kelimelerimizin sadece son harflerinde değişiklik var. İlk bakışta, önemsiz bir ayrıntı gibi duruyorlar. Bir de sözlük anlamlarına bakalım.
Muhteriz: Çekingen, sakıngan; çekinen, sakınan, ürkek. Muhteris: İhtiraslı, aşırı derecede arzulu, hırslı, tutkulu. Muhterik: Yanmış.
Evet. Küçük farklar, büyük anlamlar...
Bu kelimeler, bir harflik değişikliğin bile nasıl bir yıkıma yol açacağının en etkileyici örneklerinden.
Peki, bu konuyu niye açtım?
Galiba diyorum, kanaat kelimesindeki a harflerinden birini kaybettik. Ortaya, 'kanat en büyük hazinedir' gibi bir şey çıktı. Bu 'küçük' değişikliğin sonuçlarını ise isterseniz hiç yazmayalım.
Sadece şu: 'Kanaat eden aziz olur, hırslı olan zelil olur.'

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Hatırı Sayılır Sözler

Hatırı sayılır sözler   Aşk ruhların çeşitli yaratıkların arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi demektir. İbnihazm * Gemisini kurtardığı için kaptan olmayı hak ettiğini düşünen kişiler bireyciliği göklere çıkardılar. Bunu yapmış olmakla da tarihteki en hastalıklı adlandırmayı gerçekleştirdiler. İsmet Özel * Açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez onları alışmış oldukları tokluk öldürür İbni Haldun * Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. Goethe * Düşünce özgürlüğünün olmaması, insanların düşüncelerini söyleyememesi değildir. Düşünce özgürlüğünün olmaması insanların düşünememesidir. Jean-Paul Sartre * Yaratan'ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi beni çileden çıkarıyor. Oliver Wendell Holmes * Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır... Mayakovsky * Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar! / İnsan,  âl...