Ana içeriğe atla

Kurban başka tasadduk başkadır Hayrettin Karaman


Kendilerini modern zamanların din alimi sanan, başkalarını da geçmişte kalmış sayan bazı şahıslar 'Artık zaman ve şartlar değişti, eskileri tekrar etmek yerine yeni şeyler söylemek gerekir, şekle saplanmamak,özevemaksada bakmak lazımdır?' kabilinden sözler ediyorlar.


Dini bilen onda değişmeyenlerin, kıyamete kadar değişmeyecek olanların bulunduğunu da, bazı şekillerin özden ayrılamayacağını da bilir. 'Zaman sana uymazsa sen zamana uy' diye bir özdeyiş vardır, ama bu söz her zaman, mekan, durum, alan için geçerli değildir. Din, zamana uymak için değil, zamanı kontrol etmek, zamanı kendine uygun hale getirmek için vardır. Dinin insan hayatında var etmek istediği değerler değişmez; bu değerleri taşıyan araçlar, ifade, ilişki biçimleri değişebilir. Bunların da hangilerinin ve nasıl değişeceği yine dinin sabit kaynaklarında gösterilmiş, öğretilmiştir. Din faizi, içkiyi, rüşveti, zulmü haram kılmıştır; zamanımızda bunlar yaygın hale geldi diye dinin kurallarını değiştirip, dini zamana uydurup 'Artık bunlar helal sayılmalıdır' denemez. Din nikah bağı bulunmadan karı-koca gibi yaşamayı haram kılmıştır; 'Zamanımızda toplum içinde itibar gören insanların bir kısmı bile böyle yaşıyorlar, kimse bunları ayıplamıyor, şu halde bunu da artık caiz görmek gerekir' denemez. Din akrabaya ilgi gösterilmesini, bireyin yakından uzağa çevresinin dertlerine çare olmaya çalışmasını, 'kendine iyi bakmak' la yetinmemesini, öncelikle müminler, arkasından bütün insanları kardeş bilmesini, onlara kardeşçe davranmasını? istemiştir. 'Şimdi zaman değişti, bireyin hakları ve mutluluğu merkeze alındı, başkası yüzünden külfete, eziyete, fedâkarlığa katlanmanın zamanı geçti' diye dinin bu talebi değiştirilemez. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
İbadet alanına gelelim:
Namaz, zikir, oruç, kurban, adak, itikâf, hac, zekat, sadaka/tasadduk (gönüllü sosyal yardım)? özel ibadetlerdir (Niyete bağlı olarak her meşru davranış ibadet olabilir ve buna da genel ibadet diyebiliriz). 'Zamanımızda insanlar bunları terk ediyorlar, namaz yerine yogayı, oruç yerine diyeti, zekat ve sadaka yerine vergiyi, hac yerine yoksullara yardım edip tatil yerlerine gitmeyi? tercih ediyorlar; ibadetleri de bu değişime uygun hale getirmeli' denemez.
Kurban ibadeti, kurban edilmesi caiz olduğu bildirilen hayvanların usulüne uygun olarak kesilip etinin de yine usulüne uygun olarak harcanması ile gerçekleşir. 'Bunun yerine sadakayı (yoksullara başkaca yardımları) koyalım' derseniz yetkiniz olmadığı halde din kuralı koymuş, dini değiştirmiş olursunuz. Dinde kurban da vardır, yoksullara başkaca yardım da vardır; Peygamberimiz'in (s.a.) zamanından itibaren geçmişte de Müslümanlar hem kurban kestiler, hem de yoksullara çeşitli yardımlarda bulundular; hatta zaman içinde bu yardımları kurumlaştırdılar (vakıflar, imarethaneler, darülacezeler, kervansaraylar, himaye altına almalar, cami akçeleri? bazı örneklerdir).
Alimlerin işi dini zamana uydurmak değil, zamanın derin problemlerine, kokuşmuşluğuna, sapmalarına, çeşitli alanlarda var olan krizlerine, insanlara hayatı zehir eden davranış ve tasarruflara? dinin yol göstericiliğinde çare aramak olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Sanat, Edebiyat, Sinema Değinmeler…:Enver Gülşen

Asım Öz: Biraz sizi tanıyabilir miyiz? Mesela sinemayı düşünme, sinema üzerinde düşünme ve sinema üzerinden düşünme çabası ne zaman başladı? Enver Gülşen : Asıl mesleği elektronik mühendisliği olan birisiyim. Sanırım mühendisliğin, bütün o tekdüzeleştirici yanlarının yanında, özellikle büyük şirketlerde çalışmışsanız, olumlu bir yansıması da oluyor. Mühendisler, modern öğütme mekanizmalarını direk deneyimlemeleriyle hayatlarının belirli bir döneminde bir yol ayrımına geliyorlar. Ya modern mekanizmanın kusursuz bir çarkı olarak o mekanizma ile özdeşleşecek ve bir tür köle-efendi ikilemi içinde hayatlarını idame ettirmeye devam ettirecek; ya da çark olmayı reddederek modern tüketim-üretim kalıpları içinden firar etmeye çalışan bir çirkin ördek yavrusu olacaklar. Kendi şahsıma kusursuz çark olmayı hiçbir zaman beceremediğimi söyleyebilirim. Dolayısıyla zaten modern mekanizmalardan firar etme konusunda hemen hemen ilk zamanlardan beri büyük bir istek duyan birisiydim. Üniversite öğre...