Ana içeriğe atla

Aidiyet Mustafa Kutlu


Güvenlik her canlının en önemli siperidir. İnsanoğlu da bu genel kabulün dışında tutulamaz. İnsan ayrıca medeniyyün bit'tab'dır. Yani yalnız yaşayamaz. (Yalnızlık Allah'a mahsus). Bir aileye, bir kavme, bir cemiyete, bir millete kendini ait hissetmek bu çerçevede doğaldır. Buna dini, dili, coğrafyayı ve vatanı katabiliriz. İş tarihe, hatıralara, müşterek acılara-sevinçlere-hedeflere kadar gider.
Bir zorluğun altından dayanışma ile kalkmanın süruru nerede var. Dolayısıyla bizde "birey" değil "cemaat" önemlidir. Fert ancak cemaat içinde "şahsiyet" olarak temayüz eder. Bunun formülü şudur: Fert cemaata hükmetmeye kalkışmayacak; cemaat da ferdi ezmeyecek. Herhalde demokrasi budur.
İnsan eğer iyilikler, güzellikler, kahramanlıklar, cömertlik, faydalı eserler bırakmış, fakir fukarayı gözetmiş bir cedde mensup ise elbette hem onunla övünür, hem ondan güç alır.
Dini ve devleti Hak yolunda yürümüşse, bu dine ve bu devlete ait olmanın sevincini yaşar. Bizde ne burjuva ne de aristokrasi vardır. Bizim ölçülerimiz ahlak ve takva iledir. Bir aile çalıp-çırpma ile, haram mal ile zengin olmuşsa onun halk nazarında bir kıymeti bulunmaz. Haramzadelik unutulmaz. Buna mukabil adam ayakkabı tamircisi olur; ama ahlakı yerindedir. Beş kuruşun üç kuruşunu sadaka diye verir, işinde hile yapmaz, yalan söylemez, takva sahibidir, haram yemez, merhametlidir, işte o adam ve ailesi "asil"dir.
İnsan bütün bu aidiyet unsurlarını bir yana kor, çağdaşlığa aykırı bulur, onları mahalli sayar, küçümser hiçbirini "evrensel" bulmaz, dolayısıyla sevmez ve kendini "dünya vatandaşı" gibi görürse bütün bunlar ona mübarek olsun deriz.
Evrensellik bir aldatmaca, büyük bir yalandır. Güçlünün zayıfa dayatması ile vücut bulmuştur. Nedir yani Mozart evrensel olacak bu sebeple "yüce" sayılacak, Neşet Ertaş'ın esamisi okunmayacak.
Mona Lisa evrensel olacak ama Üsküdar Şemsi Paşa Camii'nin adı anılmayacak. Bana sorarsanız bu gibi karşılaştırmalar, yüceltmeler, karalamalar abestir. Her taş yerinde ağırdır. Bize teknolojik medeniyetin gücü ile pek çok şey dikte ettirildi. Ait olduğumuz dünyadan, aidiyetten ve değerlerden koparıldık.
Sade biz mi?
Tüm Afrika'dan taşınan kölelerin kanı ile kurulan bu medeniyete evrensel demek nasıl yakışır. Onlar kurdukları iskambilden kuleyi (Yani Voltaire, Marks, Kant vb. gibi onlarca düşünür ve sanatçıların rağmına) elleriyle iki kez yıktılar.
Birinci ve İkinci Dünya Harpleri dünyanın en vahşi savaşlarıdır. Diktatörler Avrupa'dan çıktı. Mussolini, Franko, Hitler, Stalin. Bunlar mı "evrensel" dünyanın sembolleri yoksa istisna mı? Amerika yerlilerini bizonlarla bir tutup kökünü kazıyan zihniyet hangi "evrensel fikrin ve sanatın" eseridir. "Hür Dünya" dedikleri de şirketlerin diktası altındadır, unutmayalım. Herhalde bütün bu olup bitenler sivrisinek vızıltısı değil. Çünkü hâlâ devam ediyor. Evrensel değerleri baş tacı ederek kurulan BM İsrail'in yüzlerce defa Filistinli çocuklar üzerine bomba yağdırması karşısında kınama kararı bile alamıyor. Nerde o kutsal insan hakları, nerde demokrasi havarileri. Bosna'yı seyrettiler, şimdi de Suriye'yi seyrediyorlar.
Bu caniler dünyasının tüm düşünürleri ve sanatçıları biraraya toplansa sadece Yunus Emre'nin tek bir ilahisine değişmem. Çünkü vatan-millet tanımayanların çıkış noktası "tanrıtanımazlık"tır.
Buradan ne hukuk çıkar, ne adalet.
Ahlakın, hukukun, adaletin menşei ilahidir.
Evrensel olan tek bir şey vardır, o da Hz. Âdem'den bu yana Cenab-ı Hakk'ın peygamberleri ve kitaplarıyla insanoğluna gösterdiği mukaddes yoldur.
Bu yolun yolcuları dünyanın neresinde olursa olsunlar bir cemaattır. İnanan her fert bu cemaata dahildir. Bu aidiyet kardeşliği, sulhu, selameti, fedakârlığı, affı, merhameti, cömertliği, kanaatı yaşamaktır.
Hayatın mânası da budur. Ve bu yalan dünyada girdiğimiz sınavdan bu aidiyet ile çıkmak en büyük erdem, en büyük başarıdır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Hatırı Sayılır Sözler

Hatırı sayılır sözler   Aşk ruhların çeşitli yaratıkların arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi demektir. İbnihazm * Gemisini kurtardığı için kaptan olmayı hak ettiğini düşünen kişiler bireyciliği göklere çıkardılar. Bunu yapmış olmakla da tarihteki en hastalıklı adlandırmayı gerçekleştirdiler. İsmet Özel * Açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez onları alışmış oldukları tokluk öldürür İbni Haldun * Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. Goethe * Düşünce özgürlüğünün olmaması, insanların düşüncelerini söyleyememesi değildir. Düşünce özgürlüğünün olmaması insanların düşünememesidir. Jean-Paul Sartre * Yaratan'ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi beni çileden çıkarıyor. Oliver Wendell Holmes * Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır... Mayakovsky * Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar! / İnsan,  âl...