İşini İsmet Özel’e açıktan düşmanlıkla yürütür. Bu zevat kendini İsmet Özel’e karşı gösterdiği açıktan düşmanlıkla teskin etmekle kalmaz, kendinin de bu sebeple adamdan sayılabileceği hususunda küfrün ağa babalarını ikna eder. Yüzüme bir zamanlar ve/veya halen, gülücükler dağıtarak bakanlar, benim bakış sahamın dışına çıkar çıkmaz kuyumu kazmağa başlayanlar yok mudur? İsmimi zikretmek suretiyle bir yandan prim yapıp, diğer yandan gizli gizli şahsıma ve eserime husumet duyanlar, bununla yetinmeyip aleyhime dönen dolaplarda kendilerine bir loca ayırtanlar yok mudur? Vardır ve onlar parmakla sayılmayacak kadar çoktur. Ömrümce onları bahse konu edecek kadar aşağılara inmeme hassasiyeti gösterdim, gösteriyorum. Sizden de şuna dikkat sarfetmenizi bekliyorum: Belli ederek, yani göstere göstere İslâm’a düşmanlık edenleri çatışma gündeminin ilk sırasına almak doğru değildir. Bunu yaparsanız saman altından su yürütenlerin işlerini kolaylaştırmış olursunuz. Bizim konumuzun dahilinde bulunanlar o kimselerdir ki, asıl büyük, bütün işlerini İslâm’a olan düşmanlıklarını saklamak mecburiyetiyle yürütmektedirler. İşte bunlar aynı zamanda İsmet Özel’e olan düşmanlıklarını ne kadar açık etmişlerse, İslâm’a düşmanlıklarını o kadar gizleme hüneri göstermiş oluyorlar.
İsmet Özel düşmanlığının gerçekte İslam düşmanlığı olduğunu niçin dile getiriyorum? Bir paye peşinde miyim? Bu sual olunmalı. Benim fasulye gibi kendimi nimetten sayıp saymadığımın, hesap içinde böyle azametli bir yer tutup tutmadığımın bir esasa mebni olup olmadığı elbette sual olunmalı. Aklımın yerinde olup olmadığı da suale dahil edilmeli. Egosantrik ve/veya megaloman olduğum için mi şahsımı, şahsiyetimi böylesine hassas, insanlar arasında kurulması böylesine önem taşıyan nazik dengeye tesir eder bir mevki ile ilişkilendiriyorum? Bunca suali, bu minval üzere sualleri suallerle cevaplandıralım ve şunu sorma gözüpekliğini gösterelim: Benim ağır hastalık derecesinde egosantrik veya acilen tedaviye muhtaç bir megaloman olmam, hainlerin Türkiye’de kirli bir oyun oynadıkları gerçeğini, kirden ibaret bir oyun oynadıkları gerçeğini değiştirecek mi? Benim ruh durumumun bozuk olması Türk milletine yutturulan yalanları hak ve hakikat seviyesine çıkarıyor mu?
Sürü psikologisi içinde hareket edenlerin yutmaktan memnuniyet duydukları dolmalar var. Meselâ, bu meyanda şecaat arzederken âdet olduğu üzere merd-i kıpti sirkatini söylüyor ve böylelikle AKP hükümetlerine saltanat bahşedildiği dönem içinde faili meçhul cinayetlerin işlenmediği vurgulanıyor. Neden peki? Çünkü cumhuriyetin ilânı ile başlayan ve kimin ve kimlerin millî menfaate aslen muhafızlık ettiği üzerindeki kavga AKP saltanatıyla sona erdi. Millî menfaat dediğimiz şey İslam hayat tarzından başka bir şey bilmeyenlerin menfaatleri mi, yoksa Müslüman görünmediği takdirde işlerinin ters gideceği bilinciyle hareket edenlerin mi? Bu kavga bitti. O günlere gelindi ki, kanaat önderlerinin yaydığı kanaat millî menfaati muhafaza etmenin cezayı müstelzim olduğu yönüne çevrildi. Cumhuriyet ilân edildiğinden bu yana Türkiye’de ya ölenin, yahut öldürenin millî menfaat muhafızı sayıldığı tahterevalli senaryosu çöpe atıldı. Millet en sağlam yolun her çeşitten günahla rahatlama yolu olduğunu artık keşfettiyse, faili meçhule ne gerek var? Faili meçhuller sona erdi diyenler AKP hükümetlerine saltanat bahşedildiği dönem içinde terör tanrısına sunulan kurban sayısındaki süratli artıştan hiç sözetmiyor. Kürtleri öldürenler Türk değil ve Türkleri öldürenler Kürt değil. Yani asıl faili meçhuller AKP yönetimi sırasında işlenen cinayetlerdir. Yönünü müslümanlığa çeviren herkes cinayete kurban gidiyor. Faili meçhuller vuku bulduğu sıralarda mı, yoksa terör tanrısına sunulan kurban sayısının arttığı yıllarda mı Müslüman aileler gencecik çocuklarına daha çok veda etti? Gerek Türkiye içinde ve gerek Türkiye’nin dış-yakınında Müslümanı Müslümana kırdırma ihalesini kimler üzerine aldı?
İsmet Özel düşmanlığının gerçekte İslam düşmanlığı olduğunu niçin dile getiriyorum? Bir paye peşinde miyim? Bu sual olunmalı. Benim fasulye gibi kendimi nimetten sayıp saymadığımın, hesap içinde böyle azametli bir yer tutup tutmadığımın bir esasa mebni olup olmadığı elbette sual olunmalı. Aklımın yerinde olup olmadığı da suale dahil edilmeli. Egosantrik ve/veya megaloman olduğum için mi şahsımı, şahsiyetimi böylesine hassas, insanlar arasında kurulması böylesine önem taşıyan nazik dengeye tesir eder bir mevki ile ilişkilendiriyorum? Bunca suali, bu minval üzere sualleri suallerle cevaplandıralım ve şunu sorma gözüpekliğini gösterelim: Benim ağır hastalık derecesinde egosantrik veya acilen tedaviye muhtaç bir megaloman olmam, hainlerin Türkiye’de kirli bir oyun oynadıkları gerçeğini, kirden ibaret bir oyun oynadıkları gerçeğini değiştirecek mi? Benim ruh durumumun bozuk olması Türk milletine yutturulan yalanları hak ve hakikat seviyesine çıkarıyor mu?
Sürü psikologisi içinde hareket edenlerin yutmaktan memnuniyet duydukları dolmalar var. Meselâ, bu meyanda şecaat arzederken âdet olduğu üzere merd-i kıpti sirkatini söylüyor ve böylelikle AKP hükümetlerine saltanat bahşedildiği dönem içinde faili meçhul cinayetlerin işlenmediği vurgulanıyor. Neden peki? Çünkü cumhuriyetin ilânı ile başlayan ve kimin ve kimlerin millî menfaate aslen muhafızlık ettiği üzerindeki kavga AKP saltanatıyla sona erdi. Millî menfaat dediğimiz şey İslam hayat tarzından başka bir şey bilmeyenlerin menfaatleri mi, yoksa Müslüman görünmediği takdirde işlerinin ters gideceği bilinciyle hareket edenlerin mi? Bu kavga bitti. O günlere gelindi ki, kanaat önderlerinin yaydığı kanaat millî menfaati muhafaza etmenin cezayı müstelzim olduğu yönüne çevrildi. Cumhuriyet ilân edildiğinden bu yana Türkiye’de ya ölenin, yahut öldürenin millî menfaat muhafızı sayıldığı tahterevalli senaryosu çöpe atıldı. Millet en sağlam yolun her çeşitten günahla rahatlama yolu olduğunu artık keşfettiyse, faili meçhule ne gerek var? Faili meçhuller sona erdi diyenler AKP hükümetlerine saltanat bahşedildiği dönem içinde terör tanrısına sunulan kurban sayısındaki süratli artıştan hiç sözetmiyor. Kürtleri öldürenler Türk değil ve Türkleri öldürenler Kürt değil. Yani asıl faili meçhuller AKP yönetimi sırasında işlenen cinayetlerdir. Yönünü müslümanlığa çeviren herkes cinayete kurban gidiyor. Faili meçhuller vuku bulduğu sıralarda mı, yoksa terör tanrısına sunulan kurban sayısının arttığı yıllarda mı Müslüman aileler gencecik çocuklarına daha çok veda etti? Gerek Türkiye içinde ve gerek Türkiye’nin dış-yakınında Müslümanı Müslümana kırdırma ihalesini kimler üzerine aldı?
İsmet Özel, 12 Ocak 2013
Yorumlar
Yorum Gönder