Ana içeriğe atla

‘Varlık ve hiçlik’ ve ‘saçmalık’ için Sartre rehberi!


                                       ‘Varlık ve hiçlik’ ve ‘saçmalık’


Sartre’a göre insan sürekli kaygı içindedir zira tamamıyla anlamsız bir dünyaya, neredeyse istediği her anlamı verebilecek sınırsız bir seçme özgürlüğüne sahiptir fakat seçimlerinin hiçbir anlamı yoktur.
Aydınlanma her şeyi akla indirgemeye çalışmış olsa da, akıl çoğu şeyi açıklayamamaktadır. Bir insanın günlük davranışları ve eylemlerini Hegelci bir rasyonellik yerine varoluşçu bir irrasyonellik daha iyi betimlemektedir.
Jean Paul Sartre da “saçma” bulduğu dünyayı anlatırken, samanın irrasyonel olması nedeniyle zorunlu olarak irrasyonel anlatıları kullanmıştır. ‘Varlık ve hiçlik’, aklın kategorilerine göre değil, varlığın kategorilerine göre yazılmıştır ve kişinin dünyayı algılaması buna uygun olarak içten dışa doğru değil, dıştan içe doğrudur.
Sartre yalnızca felsefe kitapları yazmadı ve felsefesini daha iyi anlatabilmek, öyküleyebilmek için roman, öykü ve tiyatro dallarında da yapıtlar verdi.
Varlığı bilinçli varlıklar ile bilinçsiz varlıklar olarak ikiye ayıran; ‘kendi için varlık’ adını verdiği bilinçli varlıklar kategorisine yalnızca insanları ve ‘kendinde varlık’ adını verdiği bilinçsiz varlıklar kategorisine de insanın dışındaki tüm varlıkları yerleştiren Sartre’a göre, aslında varlığın hiçbir anlamı yoktur. Neredeyse istediği her anlamı verebilecek bir varlık olan insan (kendi için varlık) sınırsız bir seçme özgürlüğüne sahiptir ve aslında temelde seçimlerinin hiçbir anlamı yoktur.
Yalın Alpay
İnsanın seçimlerinin hiçbir anlamı olmamakla birlikte, Sartre felsefede insan anlamsız olan tüm bu seçimlerinden sonuna değin sorumludur.
Sartre felsefesinde insan için yol gösterecek hiçbir şey olmadığı gibi, insanın bir öz’ü de yoktur. Sartre’a göre insanın bir öz’ü olsaydı, insanın sınırsız bir seçme özgürlüğü olamazdı, zira insan tüm seçimlerini kendi öz’üne göre seçerdi ve bu nedenle de yaptığı seçimlerden sorumlu tutulamazdı. Kişinin kendi kendisinin kurması gerektiğini savlamıştır.
Her gün tüm bu kurmacalarını yeniden, en baştan yapmak zorunda kalan bir varlıktır. İşte tam da bu nedenler Sartre’ın felsefesi akla dayalı soyut felsefi çıkarımlarla değil, fenomenleri betimlemek yoluyla dillendirilebilir ve aktarılabilir.

                                                                               



Kitaplar:
Ahmet Bozkurt - Varlık Tutulması – Ayrıntı Yayınları
Emel Binbirçiçek – Akdeniz’in J.P.Sartre’da Yabancılaşma Fenomeni – Karakoyun Yayınları
Zeynep Direk – Jean Paul Sartre:Tarihin Sorumluluğunu Almak – Metis Yayınları

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsmet Özel’in Erbain Den Alıntılar

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. Üç Frenk Havası 1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. *** 2.Alum Cantabile Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerime yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekasıyla doymak isterdim kaba solgun kağıtlar sunardı şehrin insanı ban Tahrik yürek elbet acıyor esvap deği...

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...

Tıklama beni, gıdıklanıyorum:İsmet Özel

İnsan hayatında kapitalizmin ve sosyalizmin tuttuğu yer Yahudi milletinin müktesebatından ibaret değildir. Bu kaziyeye işaret olsun diye kitabımın adını “Of Not Being A Jew” koydum. İki beyit: “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz  Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” Bakılan şeyin lâftan ibaret olduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz. “Marifet iltifata tâbidir  Müşterisiz meta zayidir” Küfre yaltaklanma etkinliklerini marifet diye yutturanların Türkiyesinde yaşıyoruz. Müslüman demek meşguliyetiyle ihya olan veya ihya olmayacağı şeyle meşgul olmayan insan demektir. Bu meyanda, Müslüman olarak sizin, büyük bir sanat eseri ile yüzyüze gelmeniz, büyük bir sanatçıdan haberdar olmanız anlamına gelir. Ne mühim olanın sanat eseri olduğu ve fakat sanatçının ihmal edilebileceği iddia edilebilir ve ne de sanatçının erişilmez bir üstünlüğe erdiği ve fakat onun eserlerinde büyüklüğünün fark edilmediği söylenebilir. Bu durum siyasette aynıyla yaşanır: Devletteki büyüklük devlet adamının yüklenmi...