Descartes'in 'düşünüyorum, varım' denkleminin, zamanın ruhu halini almasından itibaren 'düşüncelerle dünyayı değiştirme' fikrinin yaygınlaşması karşısında Heidegger dikildiği için 20. yüzyılda öne çıkmıştır. Bir şey hakkında düşünerek, onunla ilgili bilgi sahibi olarak ona hükmedemeyiz.
Heidegger üzerine yazılan kitaplar, Heidegger'in kendi yazdığı kitaplardan daha kapalı, okunması daha zor. Bir de çevirileri kötü ise bırakın Heidegger'in 'anlaşılması zor' felsefesini kavramayı, Heidegger'i anlatmaya çalışan yazarın ne demek istediğini çözmeye çalışıyorsunuz. Karaormanların ve köylülerin kullandığı dile eserlerinde çok sık yer verdiği için uzun zaman Türkçe'ye aktarılmayan Varlık ve Zaman'ı Kaan Ökten çevirince Heidegger buğusunun ve efsanenin biraz da mite dönüştüğü, onun üzerine çalışanların ve çevirilerin 'Heidegger korkusu' oluşturdukları anlaşıldı.
Barbara Bolt'un Kolektif Kitap'tan çıkan Heidegger kitabı bu önyargıları aştığı gibi çevirisiyle Heidgger okuma zevki de veriyor. Bolt, Heidegger felsefesini 'ağır ve derin olmak' kaygısından uzakta son derece anlaşılır bir dille anlatırken bayağıya düşmekten de imtina ediyor. Barbara Bolt genelde sanat üzerinden Heidegger'in felsefesini dayandırdığı tüm temel konuları 'güncel' olandan örnekler vererek açıklıyor. Bolt'un üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de zaten kitabın mantığıyla örtüşecek derecede hayatın / dünyanın, gündelik olan, pratik içinde kurgulandığıdır. Bolt'un Heidegger'i, örneklerini içinde yaşadığımız çağdan, her gün kullandığımız nesnelerden, ilişkilerden seçtiği için son derece başarılı.
KARTEZYEN FELSEFE VE MODERNİTE KARŞISINDA
Sadece Kartezyen Felsefeye karşı değil klasik felsefeye ve genel geçer düşünceye aykırı olarak çağını okuduğu için de Heidegger öncü bir filozoftur. Descartes'in 'düşünüyorum, varım' denkleminin, zamanın ruhu halini almasından itibaren 'düşüncelerle dünyayı değiştirme' fikrinin yaygınlaşması karşısında Heidegger dikildiği için 20. yüzyılda öne çıkmıştır. Bir şey hakkında düşünerek, onunla ilgili bilgi sahibi olarak ona hükmedemeyiz. Otomobil bilgisi üst düzeyde olan bir kişinin, onu kullanması için 'onun dünyasında' yaşaması gerekir. Biz yeryüzünde yaşarız ama bir dünyaya fırlatılmışızdır. Bolt'un da altını sık sık çizdiği gibi her gün her an bir dünya bize saldırır. Her dünya aslında bir tekliftir. Fırlatılmışlık bizim içinde bulunmak zorunda olduğumuz dünyada yer almaktır. Varoluşçuların buraya kadar esinlendikleri Heidegger, fırlatılan yerde (küçük v ile) 'varlık gösterebilme'nin imkanlarını da zorlar. Fırlatılmışlık kavramı bu bakımdan yeryüzü manasındaki dünya değil, hergün bize yeni imkanlar açan, zorlamalarda bulunan yaşanan yer, kültürdür. Fırlatılmışlık kelime olarak menfi ve aşağılayıcı tarzını icbar edilme yönteminden alır ve tabi ki modernitenin insana yüklediği anlamda bundan ayrı düşmez: 'Heidegger'in 'fırlatılmışlık' ve 'dünya - içinde - varolma' kavramları, dünyayı ancak dünya hakkında düşünerek, onun hakkındaki fikirlerimiz ya da onun zihnimizdeki tasavvuru aracılığıyla bilebileceğimiz yolundaki, uzun zamandan beri kabul gören felsefi inanışı sorgulanır hale getirir.'
HAYATA ANLAM VEREN BAŞKA İNSANLARI DERT EDİNMEK
Filozofun sık sık köye kapanması, uzun düşünmeler gerçekleştirmesi, köyün ihtiyarlarıyla sohbetler gerçekleştirmesi kendi felsefesini bir şekilde tutarlı kılacak yaşamı hayata geçirmesiyle izah edilebilir. Çünkü Bolt'un da belirttiği gibi 'Heidegger'in varlık felsefesinin temelinde, insan varoluşunun, dünya - içinde - var olmayı ve başkaları - ile - var - olmayı içerdiği ve düşüncelerimizin ve davranışlarımızın dünyadaki ilişkilerimiz tarafından şekillendirildiği düşüncesi yer alır.' Bu pratik hayat anlayışı düşüncenin oluşumunda da daha sahici ve kendilik bilgisini öne çıkarabilir. Fakat bir adım ötesi popülist ve aşırı iddiayı ve temelsiz yükselimi beraberinde getirebilir. Nazilerin yükselişi, onlara Heidegger'in desteği biraz da böyle okunabilir. Fakat Heidegger düşüncesindeki bu tehlikeye karşı filozof gerekli tertibi almıştır aslında. Filozof için hayata anlam veren şey kendimizi, başka insanları ve başka şeyleri dert etmektir. Heidegger'de farklı kullanılan Dasein ise tüm bunların ortasındaki insanı anlatır: 'Dünya Dasein'den ayrı değil, tam aksine içine doğduğumuz ve kendisiyle ilişki halinde yaşadığımız şeydir. (…) Dasein'in içinde yaşadığı tek bir dünya yoktur. Her birimiz, neye değer verdiğimizi ve dünyada nasıl hareket ettiğimizi etkileyen ve birbiri ile kesişen, çok sayıda farklı dünyalarda yaşarız.'
Bu çoklu dünyaların içinde Dasein'in yani insan varlığının durumu ne olacak? Pasif mi kalacak? Kendi kimliğini muhafaza edebilecek mi?
Bolt'un üzerinde durduğu gibi Heidegger tasarım kavramını öne çıkartır. Dünyamızı tasarlayabiliriz. İnsan içine fırlatıldığı dünyanın ürünü olabilir belki ama orada 'kısılıp kalamaz.' Bu dünyaların arasında yolunu arar, gündeliğin içinde yoğrulur ama onun ürünü olamaz. İnsan (büyük V) Varlığı düşündüğü zaman kendilik bilgisine ve sahiciliğe ulaşabilir. Bir varlık olmak nedir? Varlık olmak neyi gerektirir soruları insanın önünde yeni imkanlar açar, açması gerekir
Yeni Bir Bakışla Heidegger
Barbara Bolt,
Kolektif Kitap
Ocak 2013
173 sayfa
Heidegger üzerine yazılan kitaplar, Heidegger'in kendi yazdığı kitaplardan daha kapalı, okunması daha zor. Bir de çevirileri kötü ise bırakın Heidegger'in 'anlaşılması zor' felsefesini kavramayı, Heidegger'i anlatmaya çalışan yazarın ne demek istediğini çözmeye çalışıyorsunuz. Karaormanların ve köylülerin kullandığı dile eserlerinde çok sık yer verdiği için uzun zaman Türkçe'ye aktarılmayan Varlık ve Zaman'ı Kaan Ökten çevirince Heidegger buğusunun ve efsanenin biraz da mite dönüştüğü, onun üzerine çalışanların ve çevirilerin 'Heidegger korkusu' oluşturdukları anlaşıldı.
Barbara Bolt'un Kolektif Kitap'tan çıkan Heidegger kitabı bu önyargıları aştığı gibi çevirisiyle Heidgger okuma zevki de veriyor. Bolt, Heidegger felsefesini 'ağır ve derin olmak' kaygısından uzakta son derece anlaşılır bir dille anlatırken bayağıya düşmekten de imtina ediyor. Barbara Bolt genelde sanat üzerinden Heidegger'in felsefesini dayandırdığı tüm temel konuları 'güncel' olandan örnekler vererek açıklıyor. Bolt'un üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de zaten kitabın mantığıyla örtüşecek derecede hayatın / dünyanın, gündelik olan, pratik içinde kurgulandığıdır. Bolt'un Heidegger'i, örneklerini içinde yaşadığımız çağdan, her gün kullandığımız nesnelerden, ilişkilerden seçtiği için son derece başarılı.
KARTEZYEN FELSEFE VE MODERNİTE KARŞISINDA
Sadece Kartezyen Felsefeye karşı değil klasik felsefeye ve genel geçer düşünceye aykırı olarak çağını okuduğu için de Heidegger öncü bir filozoftur. Descartes'in 'düşünüyorum, varım' denkleminin, zamanın ruhu halini almasından itibaren 'düşüncelerle dünyayı değiştirme' fikrinin yaygınlaşması karşısında Heidegger dikildiği için 20. yüzyılda öne çıkmıştır. Bir şey hakkında düşünerek, onunla ilgili bilgi sahibi olarak ona hükmedemeyiz. Otomobil bilgisi üst düzeyde olan bir kişinin, onu kullanması için 'onun dünyasında' yaşaması gerekir. Biz yeryüzünde yaşarız ama bir dünyaya fırlatılmışızdır. Bolt'un da altını sık sık çizdiği gibi her gün her an bir dünya bize saldırır. Her dünya aslında bir tekliftir. Fırlatılmışlık bizim içinde bulunmak zorunda olduğumuz dünyada yer almaktır. Varoluşçuların buraya kadar esinlendikleri Heidegger, fırlatılan yerde (küçük v ile) 'varlık gösterebilme'nin imkanlarını da zorlar. Fırlatılmışlık kavramı bu bakımdan yeryüzü manasındaki dünya değil, hergün bize yeni imkanlar açan, zorlamalarda bulunan yaşanan yer, kültürdür. Fırlatılmışlık kelime olarak menfi ve aşağılayıcı tarzını icbar edilme yönteminden alır ve tabi ki modernitenin insana yüklediği anlamda bundan ayrı düşmez: 'Heidegger'in 'fırlatılmışlık' ve 'dünya - içinde - varolma' kavramları, dünyayı ancak dünya hakkında düşünerek, onun hakkındaki fikirlerimiz ya da onun zihnimizdeki tasavvuru aracılığıyla bilebileceğimiz yolundaki, uzun zamandan beri kabul gören felsefi inanışı sorgulanır hale getirir.'
HAYATA ANLAM VEREN BAŞKA İNSANLARI DERT EDİNMEK
Filozofun sık sık köye kapanması, uzun düşünmeler gerçekleştirmesi, köyün ihtiyarlarıyla sohbetler gerçekleştirmesi kendi felsefesini bir şekilde tutarlı kılacak yaşamı hayata geçirmesiyle izah edilebilir. Çünkü Bolt'un da belirttiği gibi 'Heidegger'in varlık felsefesinin temelinde, insan varoluşunun, dünya - içinde - var olmayı ve başkaları - ile - var - olmayı içerdiği ve düşüncelerimizin ve davranışlarımızın dünyadaki ilişkilerimiz tarafından şekillendirildiği düşüncesi yer alır.' Bu pratik hayat anlayışı düşüncenin oluşumunda da daha sahici ve kendilik bilgisini öne çıkarabilir. Fakat bir adım ötesi popülist ve aşırı iddiayı ve temelsiz yükselimi beraberinde getirebilir. Nazilerin yükselişi, onlara Heidegger'in desteği biraz da böyle okunabilir. Fakat Heidegger düşüncesindeki bu tehlikeye karşı filozof gerekli tertibi almıştır aslında. Filozof için hayata anlam veren şey kendimizi, başka insanları ve başka şeyleri dert etmektir. Heidegger'de farklı kullanılan Dasein ise tüm bunların ortasındaki insanı anlatır: 'Dünya Dasein'den ayrı değil, tam aksine içine doğduğumuz ve kendisiyle ilişki halinde yaşadığımız şeydir. (…) Dasein'in içinde yaşadığı tek bir dünya yoktur. Her birimiz, neye değer verdiğimizi ve dünyada nasıl hareket ettiğimizi etkileyen ve birbiri ile kesişen, çok sayıda farklı dünyalarda yaşarız.'
Bu çoklu dünyaların içinde Dasein'in yani insan varlığının durumu ne olacak? Pasif mi kalacak? Kendi kimliğini muhafaza edebilecek mi?
Bolt'un üzerinde durduğu gibi Heidegger tasarım kavramını öne çıkartır. Dünyamızı tasarlayabiliriz. İnsan içine fırlatıldığı dünyanın ürünü olabilir belki ama orada 'kısılıp kalamaz.' Bu dünyaların arasında yolunu arar, gündeliğin içinde yoğrulur ama onun ürünü olamaz. İnsan (büyük V) Varlığı düşündüğü zaman kendilik bilgisine ve sahiciliğe ulaşabilir. Bir varlık olmak nedir? Varlık olmak neyi gerektirir soruları insanın önünde yeni imkanlar açar, açması gerekir
Yeni Bir Bakışla Heidegger
Barbara Bolt,
Kolektif Kitap
Ocak 2013
173 sayfa

Yorumlar
Yorum Gönder