Ana içeriğe atla

Kayıtlar

'Bilgi'nin Sırrı İbn Arabî

'Bilginin sırrı, diğer isimleri değil, 'Allah' ismini bilenlerin hakikatidir. 'Allah' ismini bilmenin sırrı, kendisine aidiyeti yönünden bir hakikatin hükmüyle zıtları birleştirmektir. Aynı şey, kendisine nispet edilen zıddı bulunan her şey için geçerlidir. Bu sır, ancak içinde onu bulanın ve kendisiyle nitelenenin anlayabileceği bir sırdır. Böylelikle kendisi hakkında verdiği bir hükmün (gereği olan durumun) zıddıyla kendisi hakkında hüküm verir. İkinci hükmü de, zıddının hükmüyle -yoksa başka bir nispet veya izafet yönünden değil- verir. Bu nedenle, Allah (zıtlara göre hüküm vermeyi) bilginin sırrı yapmıştır.' 'Bilgi, delilden meydana gelen bütün bilgilerdir. Çünkü bilgi (ilm), alamet kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle, eşyayı bilmek Allah'a izafe edilmiştir. Çünkü Allah, kendisini bilmiş, böylelikle de âlemi bilmiştir. Öyleyse Allah, âlemin varlığına delil ve alâmettir. Aynı şekilde, âlem de, kendisini bilirken Allah'a alâmettir. Bu durum,...

Kent Dindarlığında İslâm’ın Kaybı Bedri Gencer

Bedri Gencer Kent Dindarlığında İslâm’ın Kaybı I-II Modernleşme sürecinde İslâmî kimliğin dönüşümü, entelektüel gündemin demirbaş konusunu oluşturmaktadır. Mehmet Altan (2010), gündeme getirdiği “kent dindarlığı” teziyle bu konunun farklı bir yönüne dikkat çekti. Onun empatik bir perspektiften yaptığı gözleme göre Türkiye’de kent dindarlığı yok olmak üzeredir. Cumhuriyet inkılâplarıyla tekke ve zaviyelerin kapatılması dinî yaşayışın estetik-kültürel boyutunu yok etmiş, bu boşluktan doğan kaba, köylü bir Müslümanlık, İslâm’ın medenî imajını bozmuştur. Cumhuriyeti güya tehdit eden siyasal İslâm tehlikesi, zamanla kentleri de kuşatan bu kaba Müslümanlıktan doğmuştur. Dolayısıyla asıl tehdit, siyasal İslâm’ın devlete arz ettiği değil, bu kaba Müslümanlığın topluma ve ülkeye arz ettiği tehdittir. Burada niyetimiz, Altan’ın teziyle gündeme gelen bu konuyu işlemselleştirilecek temel kavramlar sayesinde çok-boyutlu bir analize tâbi tutmaktır. Çok-boyutluluktan kastımız, değişimi ...

Hakikat bayrağını dalgalandıracak bir Hilâl yolculuğu çağrısı…Yusuf Kaplan

Hız ve haz'a dayalı küresel popüler ve vulger kültür, gençliğin varoluşsal sürgününü uzatıyor. Haksızlığa, ikiyüzlülüğe, aldatılmaya başkaldırabilecek gençlik, hız ve haz vadeden ayartıcı küresel kültür ortamında, yalnızca kariyerin, cinselliğin, paranın izini sürmeye sürüklenerek başkaldırma özelliklerini yitiriyor. Ayartıcı hız ve haz kültürü, en çok gençliği vuruyor: Üstelik de gençliğin en güçlü nitelikleriyle yere seriyor ve tüketiyor gençliği: Gençliğin bütün niteliklerinin başlıca itici gücü enerjiisiyle. Böylelikle, gençlik, bütün enerjisiyle hız ve haz'da kaybolmak için vargücüyle kendinden, hakikatten ve hayattan kaçmaya bakıyor. GENÇLİĞİ HEDER EDİYORUZ! Dünyanın en genç ülkelerinden biriyiz: Ama 'gençliği' heder etmekte dünyada birinciyiz! Sömürgeci, yönsüz ve temelsiz eğitim sistemimiz, gençliğin zekasını, aklını, enerjisini, ruhunu yerle bir etmekten başka bir işe yaramıyor: Gençliğin zihnini çöp sepetine çeviriyor. Beynini donduruyor. Yetene...