Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor

Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor Telli Turna Turnayı yaşatmak, onu aramıza katmak, şu pop kültürden kurtulmak, yeni bir dil bulmak gerek. Lütfi Bergen yazdı.. Onbir  turna  kalmış. Belki şimdi sayıları daha da azalmıştır. Ne zamandan beri bir turna yazısı yazmak istiyorum. Turnanın beni saran bu sevdası nereden geldi diye düşündüm ve bunun  Bedia Akartürk ’ün  Hacı Taşan ’dan aldığı “ Allı turnam bizim ele varırsan/ Şeker söyle kaymak söyle bal söyle”  diyerek başladığı ve çırpınarak okuduğu bozlak türküden kaynaklandığı kanaatine vardım. Radyo günleri idi. Şimdilerde  Gülbahar ’ın okuduğu “ Turnam gidersen Mardine/ Turnam yare selam söyle ”  türküsü beni mest ediyor. Sadako, turnalarını 1000’e ulaştıramadı, 644’te kaldı Diyorlar ki “turna”   Japonca’da “turu” kelimesinden geliyor. Turu , Tu (dizi, takip) ve ru (akmak) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş. Azerîler  durma , Türkmenler  durna , Kazaklar  ...

İsmet Özel

İsmet Özel (Aforizmalar) “Aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine Adımı aşkın üzerine kendim yazarım.”                                          Sebeb-i telif            Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim. Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim                                        Kanla Kirlenmis Evrak “Gizemli bir dehliz gibi şehri dolaşıyorum sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya”                                   ...

Kanla Kirlenmiş Evrak

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...