Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İslamcıların üç nesli

İslamcıların üç nesli İslamcıların üç ana dönemde üç nesil olarak birbirlerini takip ettiklerini düşünüyorum: Birinci nesil İslamcılar 1850-1924; ikinci nesil İslamcılar 1950-2000 yılları arasında rol oynadılar. 21. yüzyılın ilk yıllarından başlamak üzere üçüncü nesil İslamcılar yakın tarih sahnesine çıkmış bulunuyorlar. Söz konusu kronolojinin kendine özgü bir mantığı var, uzun uzadıya anlatmanın yeri burası değil. Yakında yayınlanacak "İslamcıların Üç Nesli" adlı kitapta bunu anlatmaya çalışacağım, inşallah Anlaşılır olması bakımından her neslin diğeriyle ilişkisini ve kendi içindeki fikri ve politik konumunu ortaya koyabilmek için bazı kriterlere ihtiyacımız var. Ben söz konusu kriterleri "referans çerçevesi; politik tema-yönelim; önderlik profili" şeklinde belirleyebileceğimizi düşünüyorum. Buna göre: 1850-1924 yılları arasında rol oynamış bulunan birinci nesil İslamcıların referans çerçevesi "Kur'an ve Sünnet'e dönüş"tür. Bu...

Italo Calvino: "Bir eseri 'klasik' yapan nedir?"

"Bir eseri 'klasik' yapan nedir?" George Orwell 'ın  Hayvan Çiftliği 'ni ve  1984 'ünü “kült-klasikler” sınıfına sokan nedir? Neden kaba tabirle “okunması gereken kitap”  demiyoruz ? 'Klasik' tam olarak nedir? Ve bir şeye klasik derken neye dikkat etmemiz gerekir? İtalyan yazar  Italo Calvino  bizim gibi kararsızlar için 1991'de  Klasikleri niçin okumalı?  Adında bir kitap yayınlamış. Kitapta 'klasiğin' tam 14 kez tanımını yapmış. Calvino'ya göre; 1. Klasikler, genelde insanların haklarında “Bu kitabı okuyorum...” değil, “Bu kitabı yeniden okuyorum...” dediği eserlerdir. 2. Klasikler, onları okuyanlar ve sevenler için değerli bir deneyim oluşturur; ancak tekrar okumak için uygun koşulları bulduklarında kendilerine bu şansı yaratmak için onları saklarlar. 3. Klasikler, hem hafızalarımıza unutulmayacak bir şekilde kazındıklarında hem de zihnimizin katmanlarında kendilerini bilinçsizce gizledikleri...

Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor

Turna hep göç yolunda, hep Ali’yi arıyor Telli Turna Turnayı yaşatmak, onu aramıza katmak, şu pop kültürden kurtulmak, yeni bir dil bulmak gerek. Lütfi Bergen yazdı.. Onbir  turna  kalmış. Belki şimdi sayıları daha da azalmıştır. Ne zamandan beri bir turna yazısı yazmak istiyorum. Turnanın beni saran bu sevdası nereden geldi diye düşündüm ve bunun  Bedia Akartürk ’ün  Hacı Taşan ’dan aldığı “ Allı turnam bizim ele varırsan/ Şeker söyle kaymak söyle bal söyle”  diyerek başladığı ve çırpınarak okuduğu bozlak türküden kaynaklandığı kanaatine vardım. Radyo günleri idi. Şimdilerde  Gülbahar ’ın okuduğu “ Turnam gidersen Mardine/ Turnam yare selam söyle ”  türküsü beni mest ediyor. Sadako, turnalarını 1000’e ulaştıramadı, 644’te kaldı Diyorlar ki “turna”   Japonca’da “turu” kelimesinden geliyor. Turu , Tu (dizi, takip) ve ru (akmak) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş. Azerîler  durma , Türkmenler  durna , Kazaklar  ...

İsmet Özel

İsmet Özel (Aforizmalar) “Aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine Adımı aşkın üzerine kendim yazarım.”                                          Sebeb-i telif            Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim. Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim                                        Kanla Kirlenmis Evrak “Gizemli bir dehliz gibi şehri dolaşıyorum sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya”                                   ...

Kanla Kirlenmiş Evrak

İsmet Özel

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?-Yaşama!-Ya bileydim?Yazar: MıydımHiç: Şiir . Münacaat Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves etti m gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak  fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademo...