Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kitap, Okuma, Kütüphane

Kitabın Tarihi Kitabın tarihine bakıldığında “Kitabın Tarihi [1] , Kitabın Doğuşu [2]  ve Kitabın Evrimi [3] ” birbirini tamamlayan, kitabın nasıl ve hangi malzemelerle oluştuğundan, yayılması, ilk tirajlar, bilgi aktarımının gelişimi ve teknik gelişmeleri içeriyor. Tarihsel derinliğin yanında okuyucuya tam anlamıyla bütüncül bir yolculuk olanağı sunuyorlar. Horst Blanck’ın  “Antik çağda kitap [4] ” isimli  metni  bir tarihsel dönemi oldukça derinlikli, örneklemeli ve resimlerle zenginleştirilmiş şekilde işliyor. Akademik dizgeye uygun hazırlanmış oldukça geniş kaynakçası mevcut. N. Asım Yazıksız’ın “Kitap [5] ”ı bir tarihçeden çok ilginç anektodlarla örülü iletişim yayınlarının 10. yıl armağanı olarak çıkarılmış bir kitap. Toplumumuzda kitabın gelişimini son derece ilginç ayrıntılar ve başka yerde bulunması zor bilgilerle, canlı bir üslupla değerlendiriyor. Baskısı, düzeni ve resimleriyle de cezbedici. “Kitapçılığın iç yüzü [6] ” Stanley Unwin’in müzayedelerde...

İz Yusuf Kaplan

İnsan, iz'i unuttu: İz'in kendisi olduğunu unuttuğu için hem iz'i unuttu, hem de kendi izi'ni; kendisini yani. Uykuyu da unuttu insan. Oysa uyku, iz'in hem gizlenme hâl'i, hem de izlenme ve izsürme mahall'idir: Uyku hâli, kişinin hayattan çekilmesi değil, ilâhî kudretin eliyle, rüya'ya dalarak rü'yet / görme imkânı yakalaması, hayatı kendine çekmesi ve seyretmesidir: İnsanın kendinden geçerek kendine gelmesi: Hakikat'e erme imkânına erişmesi. İnsan, uyanıkken unutur, uyku'dayken hatırlar. Çünkü uyku, insanın uyanıklık hâlidir: İnsan uykuya dalınca uyanır: Kalp gözü açılır: Ruhu, insanı, uykuda yakalar ve uykuda "at"ına "bindirerek" inanılmaz bir yolculuğa çıkarır. Uyku, insanın yolculuk hâlidir: Çünkü uyku, ölüm'ün ön-hâli, bir tür ölüm provası mahall'idir. "Ölmeden önce ölmek", ilkin ve her gün uyku'yla ve uyku'da gerçekleşir. *** Uyku, bir görme biçimidir; kalp gözüyle görm...

Ahmet Özhan

Şu Benim Divane Gönlüm http://www.youtube.com/watch?v=fop9dkZNfk0&feature=youtu.be Uyan Eygozlerım Uyan http://www.youtube.com/watch?v=12OGSFKIKU0&feature=youtu.be

İslam'ı kapital/izm/e biat ettirmek Akif Emre

'İslam hayatın tüm alanlarını kuşatır' cümlesi bazılarını neden rahatsız eder? Ya da İslam'ın kapitalizme de, sosyalizme de eklemlenemeyeceğini dile getirmek liberalleri neden ürkütür? Başka sorular da sorulabilir bu bağlamda... Liberalizm salt bir teori midir? Siyasi ve ekonomik bir teori ise ahlaktan bağımsız mıdır? Liberalizmin bir dinin, özellikle İslam'ın, sınırlarını çizmeye yetkisi var mıdır? Tüm bu soruları da çoğaltabiliriz. Meşru ticaretin, ekonominin İslam'da yeri olmadığını savunmak nasıl abesle iştigal ise İslam'dan kapitalizm çıkarmak da 'gayrı ahlakilik', en hafif tabirle sapmadır. Tıpkı İslam'ın, servetin tekelleşmesine, sömürüye karşı olması ilkesine dayanarak her türlü ekonomik faaliyeti dışlamanın; İslam'dan antikapitalizm adına sosyalizm çıkarmanın anlamsızlığı gibi... Kapitalizmin doğasını anlamadan her tür ekonomik faaliyeti kapitalizm etiketi altında İslam'la bağdaştırmak ekonomi-politik düzlemdeki yanlışlığında...

Müslüman sıfatı yetmemiş Hayrettin Karaman

İslam ile müslüman arasındaki ilişki her fert, topluluk ve toplum için "tam uyumluluk" olmamış, müslümanım diyen ve inancımıza göre de müslüman kabul edilmesi gereken insanlarda "ilim, iman, amel, ahlak" bakımından önemli –ama zayıflık veya eksikliği insanı İslam dairesinden çıkarmayan- farklar var olagelmiş. İslam her bir ferdi ve toluluğu, iki cihanda mutlu ve Allah'ın muradına ve rızasına uygun kılacak kabiliyet, ahkâm ve çözümleri ihtiva ettiği halde müslümanım diyen insanlarda –İslam'a göre- pek çok kusur, eksiklik, ihmal, gevşeklik.. görülmüştür. Bir de imanda ve amelde farklı yorumlar, anlayışlar, usul ve uygulamalar olmuş; bunları benimseyenlerin bir kısmına "sünnî", bir kısmına "gayr-i sünnî" denmiştir. Sünnî olanlara da selefî, Eş'arî, Mâtürîdî, Nakşî, Kadirî, Mevlevî, Rifâ'î.. sıfatları eklenerek bölüklere ayrılmıştır. Her bir bölükte müctehid (bilgiyi vahiy kaynağından alan), mukallid (bilgiyi, deliline bakmadan müct...

İslam kapitalizmin suç ortağı mı? Akif Emre

İslam-kapitalizm çelişkisi ya da İslam-sosyalizm ayrışması tartışmaları başlıklarından da anlaşıldığı gibi eklektik bir yaklaşımın dışavurumudur. Benzer biçimde İslam'ın kapitalizmle nasıl uyuştuğu ya da tersinden İslam'ın aslında karşı-anamalcı olduğu tezleri 'Müslümanca düşünme biçimi'nden çok cari sistem içinde ona bir meşruiyet kazandırma çabasının ürünü. Niyet sorgulaması yapmadan, bu tür tartışmaların gerek akademik gerekse siyasal düzlemde sık sık gündeme gelmesinin ne anlama geldiğini kavramak, zihin açıcı okumaları gerekli kılıyor. Özellikle Türkiye'de son on yıl içinde yaşanan muhafazakar kökenli dönüşümün hem meşruiyet sağlayıcısı hem buna karşı çıkışın gerekçesi, bu eklektik yorumlama biçimleri oldu. 'İslam ekonomisi kapitalizmim çirkinleşmemiş halidir' başlıklı konuşmayı (Star gazetesi, F. Özkan'ın Murat Çizakça söyleşisi) görünce İslam-kapitalizm tartışmalarının zihinleri konjonktürel olarak nerelere savurduğunu düşünmeden edemedim. Önc...